29 Ocak 2017 Pazar

On sekiz!


Otuz altı başlıklı yazıda bugün olacakların spoiler'ını vermiştim. Evet. İnanılmaz bir maç izledik. Belki de tarihin en büyük maçıydı. 2001 ve 2008 Wimbledon finalleri belki daha efsane mücadelelere sahne olmuş olabilir ancak, iki sporcunun da tenise adeta geri dönüşleri ve Federer'in yaşı hesaba katıldığında, kesinlikle tenis tarihinin en anlamlı maçıydı. Ve bu maçı tarihin en iyisi kazandı. Tarihin en hızlı kortunda, hem de 36 yaşında, 5 setin sonunda, 18-20 vuruşluk rallilerin akabinde.. 

Bayanlar baylar.. 

R O G E R    F E D E R E R 

27 Ocak 2017 Cuma

#TommyXGigi SS17

Romantik bilim-kurgu

IMDb: 7,0 / ÇYDb: 7,0

Efsane film olma fırsatını hunharca tepenlerden olmuş Passengers

Biraz geç de olsa izleyebidim nihayet. Konu ve atmosfer efsane.. Uzay gemisindeki über-teknolojik dünyayı nefis yansıtmışlar. Keyifli, güzel bir film. Hiç sıkılmadan, ilgiyle izletiyor kendini. Efsane olma fırsatı nasıl tepilmiş? Kopukluklar ve sona bağlayış açısından epey ekside kalıyor. Klişeler de mevcut haliyle. Olacakları tahmin etmek çok kolay. Kısacası 8,5 puanlık bir film olma potansiyeli, filmin konusunda ve görselliğinde fazlasıyla mevcut. Ama bu eksikler yüzünden 7-7,5 puanlık bir film olarak kalmış ne yazık ki.

Yine de dediğim gibi, sinemda izlediğim için gayet memnunum. Beğendim.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Kennedy's

IMDb: 7,2 / ÇYDb: 7,5

Bizleri 100 dakika boyunca Kennedy Ailesi'ne ve Jackie Kennedy'nin iç dünyasına konuk ediyor Jackie. Ailenin, John Fitzgerald Kennedy'nin ölümünden önceki hayatı çok kısaca ve öldükten sonra Jackie'nin dünyasu ayrıntılarıyla huzurlarımıza sunulmuş. 

Çoğunluğun söylediği gibi Natalie Portman'ın en iyi rolü müydü bilemem ama en ağır rolü olduğu ve yine döktürdüğü kesin. Hem psikolojik olarak, hem de akış olarak oldukça ağır bir film. Sürükleyici olduğu da söylenemez ve kasvetli. Ayrıca kendinizi devamlı Jackie'nin yerine koyduğunuz için, aşırı derecede depresif. Ama gerçek hikaye olmasından dolayı devamlı ilgiyle kendini izletiyor ve Natalie'nin kestiği nefis rol, filme yapıştırıp bırakıyor sizi. Daha yeni Tyrannasaur filmi için bahsettiğim "ikinci kez izlenmeyecek mükemmel filmler" arasına tepelerden giriş yapmayı başardı.

Otuz altı


Roger Federer tam 36 (otuz altı) yaşında Avustralya Açık'ta yarı finale yükseldi. #AusOpen2017 enteresan olaylara gebe. Bugün Rafael Nadal'ın da yarı finale yükselmesiyle, yine efsane bir Federer-Nadal finali ihtimali hiç de az görünmüyor. Ancak bundan önce Federer için çok zorlu bir Wawrinka maçı var, ki kendisi dünya 4.'sü ve son US Open şampiyonu. Neyse buna sonra geliriz..

Ne diyorduk? Roger Federer. Adam 36 yaşında arkadaş ya, OTUZ ALTI. Kariyerinin sonuna gelmişsin, tarihin en iyisinin, almadığın grand slam kalmamış. Bu nasıl bir tutku, nasıl bir hırstır? Zemin sert, maçlar 5 setlik. Göz yoran ralliler, öldürücü forehand winner'lar.. İçinde bulunduğumuz tarihi 2008 zannediyorum bazen izlerken. 2008 demişken.. Erkeklerde Roger ve Rafa, kadınlarda Serena ve Venus aynı anda bir grand slam yarı finalinde olduğunda takvimler 2008'i gösteriyordu. Zemin çim, formalar bembeyaz, lokasyon Londra'ydı. 


Federer-Nadal finalinin ihtimali bile içimi kıpır kıpır yapmaya yetiyor. Ama ondan önce iki İsviçreli arasında oynanacak bir başka muhteşem maç izleyeceğiz. 

23 Ocak 2017 Pazartesi

Train jour férié

22 Ocak 2017 Pazar

Biraz şiddet, çokça dram, aşırı dozda oyunculuk

IMDb: 7,6 / ÇYDb: 8,0

Karısını kaybeden bir adamın hayatının iyice zindana dönüşmesini, herkese elinde olmadan zarar verişini ve sonra sığınacak bir liman arayışını anlatıyor kısaca Tyrannosaur. Son zamanlarda izlediğim en vurucu ve ilgi çekici filmlerden biriydi. Ben hep bahsederim, "bir daha asla izlemeyeceğim mükemmel filmler vardır" şeklinde. Bu da onlardan biri işte. O kadar moral bozucu ve dramatik ki, bir daha asla ama asla izlemem. Ama o kadar iyi ki, aklımdan hiç çıkmayacak. Ve muhtemelen reklamı kötü yapıldığından bir çok kişi tarafından bilinmiyor.

Özellikle Peter Mullan, izlediğim en iyi baş rol oyunculuklarından birine imzasını koymuş. Diğer ana 2-3 karakterin de oyunculukları takdire şayan. Bolca şiddet ve dram var filmde. İngiliz aksanı var. Genel olarak ağır ilerlemesine, boğuk atmosferine, soğuk ve karanlık ışığına rağmen hiç sıkmayan, sonuna kadar ilgi ve merakla kendini izleten bir film. 

Ekşi Sözlük'te "toz bezi" adlı kullanıcı filmle ilgili mükemmel bir yorum yapmış, filmin en net ve kısa özeti odur bence; "Eğer cebinde son kalan üç kuruşluk umudu da harcamak istiyorsan, tam aradığın film."

17 Ocak 2017 Salı

Kabul et, mültecin olayım

İzlanda

15 Ocak 2017 Pazar

Rob

14 Ocak 2017 Cumartesi

Hell or High Water

IMDb: 7,7 / ÇYDb: 8,0

2016 yapımı, Türkiye'de vizyona hiç girmemiş bir film Hell or High Water. Yeni izleme fırsatım oldu. Orjinal senaryolu, sürükleyici, harika bir film. Çok beğendim. İzleyin, izlettirin.

9 Ocak 2017 Pazartesi

La La


Tadı damakta kalan, lezzetli filmler vardır. La La Land onlardan biraz daha fazlası. Müzikallerden hiç hazzetmeyen beni bile baştan sona ağzı açık izlemiştir. İnanılmaz tatlı bir hikaye, inanılmaz tatlı iki baş rol (Ryan Gosling ve Emma Stone), sürekli tebessüm ettiren diyaloglar, duygusal sahneler.. Şimdiden müzikaller içinde kendini en tepeye yazdırmayı başarmıştır benim gözümde. Ki müzikaliteden bağımsız olarak bakıldığında da son yılların en iyi filmlerinden.