Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2017 Pazar

G.O.A.T.


2017 Miami Açık şampiyonu 36 yaşındaki Roger Federer.

1 Nisan 2017 Cumartesi

Ablacım çocukları pistten alalım


Aradan pek zaman geçmeden iki efsane yine bir finalde, bu sefer gerçekten finalde (Miami Open) buluşmuş oldular. Avustralya Açık'taki tarihe geçen mücadele ve Indian Wells'teki erken finalden sonra son 2 ayda 3. kez karşılacaklar. Yine ağzımızın suyunu akıtacak, epik bir final bizleri bekliyor. Hakikaten çok enteresan bir sene oluyor tenis adına. Bu sezon başlamadan önce Nadal ve Federer'in muhtemel emekliliklerini konuşuyorduk. Şimdi adeta "çocukları pistten alalım" edasıyla kortlara geri dönüp domine etmeye başladılar.

Finalde ne olur? Açıkçası Federer bu turnuvada Avustralya ve Indian Wells'teki kadar rahat değil. Son iki maçını da çok zor kazandı ve ikisini de tie-break'le uçurumun kıyısından çevirdi. Ama hiç olmadığı kadar mücadeleci ve inatçı. Nadal ise çok rahat geldi finale kadar. Bunda rakiplerindeki kalite farkı etken olsa da sonuç olarak Nadal daha az yıprandı ve daha rahat görünüyor. Ama finalin ilk servisiyle birlikte bunların hepsi unutulacak, çünkü her Federer-Nadal maçı ayrı bir hikaye ve kendi yolunu kendi çizen maçlar olmuştur. Bunun da öyle olacağına ve nefesleri keseceğine şüphem yok. Şimdiden avuçlarımın içi terlemeye başladı.

29 Ocak 2017 Pazar

On sekiz!


Otuz altı başlıklı yazıda bugün olacakların spoiler'ını vermiştim. Evet. İnanılmaz bir maç izledik. Belki de tarihin en büyük maçıydı. 2001 ve 2008 Wimbledon finalleri belki daha efsane mücadelelere sahne olmuş olabilir ancak, iki sporcunun da tenise adeta geri dönüşleri ve Federer'in yaşı hesaba katıldığında, kesinlikle tenis tarihinin en anlamlı maçıydı. Ve bu maçı tarihin en iyisi kazandı. Tarihin en hızlı kortunda, hem de 36 yaşında, 5 setin sonunda, 18-20 vuruşluk rallilerin akabinde.. 

Bayanlar baylar.. 

R O G E R    F E D E R E R 

25 Ocak 2017 Çarşamba

Otuz altı


Roger Federer tam 36 (otuz altı) yaşında Avustralya Açık'ta yarı finale yükseldi. #AusOpen2017 enteresan olaylara gebe. Bugün Rafael Nadal'ın da yarı finale yükselmesiyle, yine efsane bir Federer-Nadal finali ihtimali hiç de az görünmüyor. Ancak bundan önce Federer için çok zorlu bir Wawrinka maçı var, ki kendisi dünya 4.'sü ve son US Open şampiyonu. Neyse buna sonra geliriz..

Ne diyorduk? Roger Federer. Adam 36 yaşında arkadaş ya, OTUZ ALTI. Kariyerinin sonuna gelmişsin, tarihin en iyisinin, almadığın grand slam kalmamış. Bu nasıl bir tutku, nasıl bir hırstır? Zemin sert, maçlar 5 setlik. Göz yoran ralliler, öldürücü forehand winner'lar.. İçinde bulunduğumuz tarihi 2008 zannediyorum bazen izlerken. 2008 demişken.. Erkeklerde Roger ve Rafa, kadınlarda Serena ve Venus aynı anda bir grand slam yarı finalinde olduğunda takvimler 2008'i gösteriyordu. Zemin çim, formalar bembeyaz, lokasyon Londra'ydı. 


Federer-Nadal finalinin ihtimali bile içimi kıpır kıpır yapmaya yetiyor. Ama ondan önce iki İsviçreli arasında oynanacak bir başka muhteşem maç izleyeceğiz. 

31 Mart 2014 Pazartesi

Tenis sporu demişken...

Eugenie Bouchard

25 Ocak 1994 doğumlu. Kanada doğumlu, kütük de Kanada. 2009'da profesyonel oldu. Backhand vururken iki elini kullanıyor. Burası da resmi Twitter hesabı. Sadece fizik olarak değil yüz olarak da gayet güzel bir hanım kızımız. Profesyonel kariyerinde 6 turnuva kazandı ama henüz Grand Slam şampiyonluğu yok. 2012 Wimbledon Juniors'ı kazandı. En sevdiği tenisçi Roger "the God" Federer. 2012 Wimbledon'da Federer'le tanıştığı anı hayatının en önemli anısı olarak anlatıyor. Bence sadece isimden kaybediyor birazcık. Hiç karizmatik bir ismi yok. İhtiyacı olan şampiyonlukları kazanabilirse tenis sporunda bir kaç sene içinde boşalacak olan Sharapova kontenjanını doldurur.

25 Mart 2014 Salı

Dünyanın en zengin kadın sporcuları

Geçen gün Dünyanın en zengin aktristleri'nden bahsettikten sonra şimdi de aynı kaynağın bir başka araştırması olan, dünyada en fazla kazanan kadın sporcuları yazmak istiyorum. Yine Top 10 şeklinde.

#10 PAULA CREAMER

Amerikan golfçü Creamer aynı zamanda listedeki tek golfçü. Yani dünyanın en çok kazanan kadın golf oyuncusu diyebiliriz kısaca. Genel dünya sıralamasında yalnızca 8. olmasına rağmen golfle ilgilenmediğim için neden böyle bilemiyorum. Magazinel ve sponsorlarla alakalı sebeplerden olsa gerek.. Kazancı yılda $5.5 milyon imiş.

#9 ANA IVANOVIC

Magazin demişken.. Bir aralar WTA sıralamasında 1. sıraya kadar yükselen 27 yaşındaki Sırp tenisçi Ivanovic, malesef düşen formu nedeniyle şu anda ilk 10'da bile değil. En son kazandığı turnuva 2008'deydi. Şu anda düşüşte olmasına rağmen geçmişin, magazin ve sponsor dünyasının de yardımıyla en çok kazanan tenisçilerden biri. Yıllık kazancı $7 milyon civarı.

#8 AGNIESZKA RADWANSKA

Ivanovic'in aksine son dönemin yükselen yıldızlarından olan 25 yaşındaki Radwanska, 1 buçuk yıl önce Wimbledon'ı kazanarak 2. sıraya kadar yükselmişti. Şu anda 3. sırada ve belli bir istikrarın üzerinde. Güzellik göreceli bir kavram tabii ama bence bir çok rakibine oranla daha az güzel olan Polonyalı tenisçi, magazinel anlamda ise -fotoğraftan anlayabileceğiniz üzere- baya aktif. Google fotoğraflarına bakarsanız anlayabilirsiniz. Ayrıca adını ve soyadını yazmak rakiplerine oranla çok daha zor. Yıllık kazancı $7.4 milyon.

#7 CAROLINE WOZNIACKI

Eski takipçilerim hatırlayacaktır. Şu anda 24 yaşında olan Wozniacki, çıkış yapmaya başladığı 2009 sonlarında, 19 yaşındayken ciddi hayranıydım. Bu ve şu linklerden kanıtlara ulaşabilirsiniz. Neyse. Pek fazla patlama yapamadı zaten. Ee potansiyel öngörümün her zaman aynı başarıyı yakalamasını bekleyemezsiniz. Velhasıl, güzelliği bir yana ama WTA'de 12. sırada olan ve henüz bir Grand Slam şampiyonluğu bulunmayan Wozniacki, yılda nasıl $13.6 milyon kazanabiliyor, orasını da anlayabilmiş değilim.

#6 KIM YUNA

Yuna da listedeki tek buz pateni sporcusu (artistik patinajcı mı nedir yoksa?). 24 yaşındaki Güney Koreli, 11 ayrı dünya rekoru kırmış ve sayısız ödülün sahibi olmuş. Hiç bilmediğim bir dal olduğundan şahsi yorum yapamıyorum. Yılda $14 milyon kazanıyormuş.

#5 DANICA PATRICK

32 yaşındaki Patrick, araba yarışçılığıyla başladığı kariyerini güzel yüzü ve fiziği sayesinde oyunculuk ve modellikle birleştirerek bu listeye girme hakkı kazanan bir kadın. IndyCar yarışlarında zafere ulaşan ilk kadın ve tek kadın olma ünvanını de elinde bulunduran Amerikalı yarışçı, şu sıralar ağırlıklı olarak otomobil firmalarının modelliğini ve reklam oyunculuğunu yapıyor. Yılda $15 milyon kazanıyor.

#4 VICTORIA AZARENKA

Şu anda WTA'de 4. sırada bulunan Belaruslu başarılı tenisçi, son Avustralya ve Fransa Açık şampiyonu. Aileden de zengin olduğu için 15 yaşında Amerika'ya yerleşen ve spor kariyerine ABD Hokey Ligi'nde kalecilik yaparak başlayan Azarenka, bir süre Monte Carlo'da yaşadıktan sonra tekrar ABD'ye dönerek California'da yaşamaya başladı. Yıllık kazancı $15.7 milyon.

#3 LI NA

32 yaşındaki Li Na, sonradan açılan ender sporculardan biri. Çinli tenisçi, WTA'de ilk 10'a henüz 3 sene önce girebildi. Geçtiğimiz ay Avustralya Açık'ı kazanarak en yüksek sıralamasına ulaştı ve 2. sıraya yükseldi. Magazinel olarak rakiplerine nazaran çok daha sessiz bir özel yaşam süren Li, Grand Slam kazanan ilk Asyalı tenisçi olma ünvanına sahip. Yıllık kazancı $18.2 milyon.

#2 SERENA WILLIAMS

Belki de tenis tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 1-2 tenisçisinden biri olan, WTA 1 numarası Serena Williams, tam 33 yaşında ve hala yardırmaya devam ediyor. Herhangi bir kadına göre genetik olarak çok daha adaletsiz bir fiziği ve kolları olması ise, çok çalıştığı ve oyunu gerçekten hissederek, tutkuyla oynadığı gerçeğini kesinlikle göz ardı etmemeli. 14 yaşında profesyonel olan Serena, bir süre kendisinden 1 yaş büyük olan ablası Venus ile tozu dumana katıyordu ama Venus aynı istikrarı devam ettiremedi ve ortalıktan kayboldu. Toplamda 180 hafta boyunca dünya 1 numarası koltuğunu kimseye bırakmayan ve geçtiğimiz hafta bu alanda Monica Seles'in rekorunu kıran Serena Williams, yılda $20 milyonun üzerinde kazanıyor.

#1 MARIA SHARAPOVA

Yazı başından beri "magazinel" deyip duruyorum, malum tenis sporu magazin objektiflerine diğer sporlara nazaran çok daha fazla konu olan bir spor dalı. Ve karşınızda da spor dünyasının magazin kraliçesi. Tenisinden çok güzelliği ve özel yaşantısıyla dünya basınının ilgi odağı olan Sharapova, bir çoğu gibi o yöne ağırlık vermek yerine teniste de istikrarını çok uzun süredir devam ettiriyor. Sadece 17 yaşındayken Wimbledon'ı kazanan ve WTA'de 1. sıraya yükselen Sharapova, zirvedeki yerini pek koruyamasa da hep zirveye oynama alışkanlığından bir şey kaybetmiş değil. Ancak son dönemde bir form düşüklüğü olduğu kesin. Bir kaç ay önce 2. sıradayken, şimdi 7. sıraya kadar gerilemiş durumda. Aynı zamanda modellik de yapan Sharapova'nın, kortlarda topa vururken çıkardığı "signature" çığlığı da onun bu spora attığı bir başka imza. Maria yılda tam $29 milyon kazanıyor.

28 Kasım 2010 Pazar

"Biz daha ölmedik"


Derbiyi siklemeyerek doğru kararı verdim ve akşam akşam güzel bir tenis keyfi yaşadım. Zaten Cimbom öleli çok oldu, toprağı bol olsun. Ayrı.. Aylar önce yazdığım uzuuunca bir yazıda Federer'in artık bitmeye başladığını, rakiplerinin çok sıkı olduğunu ve bu piyasadan yavaş yavaş çekilmeye başlaması gerektiğini söylemiştim. Yazının üzerinden geçen 4-5 ayın üzerinden sonra, Federer ilk önemli turnuvasını kazandı. Hem de Nadal'a karşı. İnşallah diyorum, inşallah bunu 1-2 turnuva daha sürdürerek beni güzeeel bir göt eder ve ben de gerine gerine buraya koca koca harflerle "GÖT OLDUM MUTLUYUM" YAZABİLİRİM. FUCK THE REST, ROGER IS THE BEST. PARDON CAPS LOck açık kalmış.

Kim siker derbiyi...

Bugün GS-BJK derbisi var. Sami Yen'deki son derbi vs. vs.. O değil de:
ATP Sezon Sonu Finali
Roger Federer - Rafael Nadal
NTV Spor - 19:30

9 Kasım 2010 Salı

Kim?


Kim Clijsters, boğa gibi hatun. Bacak kaslarıyla falan acayip yapılı, sağlam ama çok kaba da durmayan bir fiziği var. Hamilelikten sonra sahalara yaptığı muhteşem dönüşünü sürdürüyor. Kare US Open finalinden. O gün Benim Kız'ı yenerek kupayı kaldırmıştı. Resim de yeşil fonla, 180 derece bacak açısıyla harika çıkmış. (Resmi ilk bu blogta görmüştüm. Saygılar.)

16 Temmuz 2010 Cuma

Kapak


Kortların en çirkin hatunu Jelena Jankovic ablamız pozunu vermiş dergiye. Ah be hanım ablacım... Şu adaletsiz dünyada, vücudunun muntazamlığıyla yüzünün çirkinliği zıt bir birliktelik yarattığı için çok da üzülme, genelde tersi olur çünkü. Para eden de vücuttur zaten. Takma kafana...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Roger kaçar...


Federer 7 yıl sonra ilk kez 3. sıraya kadar geriledi genel sıralamada. Yıllar önce Federer efsanesinin başlangıcı, tarihin en iyisi Sampras'ı 2001 Wimbledon'da erkenden (4. tur) elemesiyle başlmıştı. O zamandan sonra artık yaşlanmaya da başlayan Sampras bir daha dikiş tutturamadı ve yavaş yavaş piyasadan ayrıldı. Bu yıl Federer'in Wimbledon'dan elenmesi de benzer şekilde oldu. Genç Tomas Berdych, Roger Federer'i 2010 Wimbledon çeyrek finalde 4 sette göçertmeyi başardı. Tarih tekerrür edip de Berdych de efsane bir oyuncu olur mu bilinmez, ama finalde Nadal'ın karşısına dikilecek kadar ilerlediğine göre bu galibiyeti tesadüf olmasa gerek..

Roger Federer, 2001'de Sampras'ı yendiği günden beri aldığı "kral" koltuğunu kimseye kaptırmayarak yıllarca zirvede kaldı. Yıllarca tenis sporunun tek hükumdarı olarak icra etti bu işi.. Ta ki 2008'e kadar.. 2 sene önceki Wimbledon'a kadardı bu hanedanlık. O yıl finalde Nadal, yağmurdan dolayı 7 saat civarı süren maçta kendisini 3-2 ile geçip Federer'in 5 yıl üst üste aldığı kupaya 6. kez ulaşmasını engelledi. Hatta yağmura kadar nispeten rahat götürdüğü maç, yağmur aralarının Federer'e yaramasıyla kafa kafaya gelmişti ama bu bile yetmemişti Federer'e. Yavaş yavaş tahttan ineceğinin göstergesiydi bu, nitekim aynı yıl daha önceki zamanlarda toprakta da mağlup etmişti Nadal, Fedex'i. Ve Federer, Wimbledon'dan bir sonraki turnuvada bu kez çok daha erkenden elenerek 1. sırayı yıllar sonra kaptırmış oldu, Rafael Nadal'a. "Bu bir milat mıydı?" düşünceleri arasında Nadal kupaları toplayıp arayı açmaya devam ediyordu..


Master'lar, Olimpiyatlar derken üst üste Federer'in elendiği turnuvalarla geçilen zamanla birlikte, Federer'deki değişim açıkça görülüyordu. Alınan onlarca başarının, şampiyonluğun da etkisiyle "Artık doydu, yerini Nadal alacak, Federer gidiyor" düşünceleri etrafı sarmaya başlamıştı ki, Federer 1-2 dinlenmek istediği küçük turnuvanın ardından eski formuna kavuşmuş gibi görünmeye başladı. Birer birer "prime Fedex"ten enstanteneler sunmaya başladı ki, ona destek de çıkan küçük bir şans anı doğdu. Nadal'ın diz sakatlığı onun kötü hissetmesine sebep olmaya başladı. 1-2 kez karşılaştılar, Federer zorlanmadan yendi Nadal'ı. Morali de tekrar yerine gelmiş görünüyordu. Bu arada ABD Açık'ta, sürpriz bir şekilde Del Potro'ya finalde kaybetmişti. Onun dışında sorunsuz şekilde kazanmaya devam ediyordu.. Nadal sakatlığın da etkisiyle üst üste turnuvalara veda ederken, Federer tam tersi biçimde kazanmaya devam ediyordu. Federer kısa bir aranın ardından geri dönmüştü. Önünde esas, en büyük olan hedefi kalmıştı. 16 Grand Slam şampiyonluğuna ulaşıp, tarihin en iyisi olarak gösterilen Pete Sampras'ı geçmek. Nitekim 2009 Wimbledon Finali'nde yine uzun saatler süren maçta Andy Roddick'i mağlup ederek 15'e ulaştı ve rekoru egale etmiş oldu . Üstelik tribünde maçı izleyen Sampras'ın gözleri önünde.. Son set inanılmaz bir direnç göstermesine karşın, maçı kazanamayan Roddick ise maç sonundaki röportajda nefes nefese kalmış biçimde Sampras'a dönerek "Sorry Pete, I tried" şeklindeki latifeyle geceye sevimli bir nokta koymuştu. O sırada ise Pete Sampras, tarihin "yeni" en iyisi Roger Federer'i alkışlıyordu, suratındaki tebessümle..

Hemen ertesi Grand Slam'i de çok zorlanmadan kazanan ve rekoru eline geçiren Federer'in artık ulaşabileceği bir başarı kalmamıştı. Elde etmediği kupa, kazanamadığı oyun, yenmediği kişi, kırmadığı rekor kalmamıştı. 6 Wimbledon, 4 Avustralya Açık, 5 ABD Açık, 1 Fransa Açık şampiyonluğu ile birlikte tarihte tek toplam 16 Grand Slam şampiyonluğu bulunan tenisçi olarak adını kazıyordu dünya tenis tarihine.


Onlarca GS şampiyonluğu almasıyla birlikte, her başarıyı elde etmiş bir oyuncu olarak, konsantre olması zor bir durumda yine geri dönüp şampiyonlukları sıralayan Fedex, önünde hiçbir hedef kalmayınca, bu sezona kötü başladı. Yine birkaç üst üste elenilen turnuvanın ardından, kralı olduğu Wimbledon'a da çeyrek finalde veda etti. Oysa ki kalan tek rekor 1 Wimbledon şampiyonluğu daha kazanarak, 7 Wimbledon şampiyonluğu bulunan Sampras'ı yakalamaktı. Olmadı. Sonuç olarak; 1. sırayı kortlara sakatlıktan tıpkı eski kusursuzluğunda dönen Nadal'a, 2. sırayı da Djokovic'e kaptırarak 3'e kadar düştü. Bu andan sonra bir geri dönüş daha yapmaz ise (ki sanmıyorum artık) Federer birkaç turnuva daha kendini deneyip, yine elenip yavaştan elini ayağını çekecektir bu piyasadan. Artık çekilmesi de lazım.. Ha sonuçta daha çok yaşı ilerlemedi, 30 yaşında adam, herkesi yanıltıp bir geri dönüş daha yapıp şampiyonlukları sıralayabilir de.. Ama tüm sporların birleştiği ortak nokta olan "hırs" artık onda doğal olarak yok. Bu nedenle de zannetmiyorum ki o meşhur faktörden fazlasıyla bulunan ve kendisinin tahtına gözünü şimdiden dikmiş olan Nadal gibi bir adamı, ya da müthiş umut veren Del Potro, Soderling, Berdych gibi adamları tekrar mağlup edip geri çıksın oralara.. Gerek de olduğunu düşünmüyorum. Bence en onurlusu şimdi çıkıp "buraya kadar" demesidir hatta. Muhtemelen de ne Nadal, ne de bir başkası onun bugün ulaştığı noktaya hiçbir zaman ulaşamayacak..

" Please welcome.. The greatest tennis player of all time. Roger Federer... "

15 Eylül 2009 Salı

Sürpriz?

Del Potro 3 - 2 Federer

Biliyorum tenis yazısı görmekten sıkıldınız bir çoğunuz. Söz bu son, uzun süre gelmeyecek tenis yazısı. Zaten maç hakkında da bir şey yazmayacağım. 2 gece önce "Del Potro'nun Federer'i yenmesi hiç sürpriz olmaz" deyince dalga geçen olmuştu. "Federer 3-0 rahat alır" diyen olmuştu. Buyrun efendim. Biliyoruz da konuşuyoruz. Hıhh... Helal olsun Yeni Şampiyon'a bu arada!

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bir güzel tenis gecesi

Event 1: Nadal-Del Potro maçıyla başladı. Çoğu kişi Nadal'ın Del Potro'ya acımayıp, adını finale yazdırmasını bekliyordu, ben dahil. Beklemeyenler de temenni ediyordu, bir efsane final daha izleyebilmek için Nadal-Federer arasında. Ama Del Potro öyle bir oyun oynadı ki.. Resmen paramparça etti Nadal'ı, servis kırmaktan yoruldu. Kusursuz oynadı resmen. Backhand, forehand hiçbir türlü açık vermedi ve efsane final umutlarımızı suya düşürdü. Herif resmen Federer'in forehand'i gibi backhand attı ulan.. Açıkçası ben Nadal, Federer dahil son yıllarda hem backhand, hem forehand'i bu kadar eşit derecede etkili kullanabilen bir adam izlememiştim. Nadal'ın sorunu ise bence %100 olmaması değil, formsuz olması şu an için. Sonuçta Nadal savunma oyunu oynayan ve rakibin açıklarına çalışan bir adam. Ve dün, Del Potro'nun çalışılabilecek bir açığı yoktu malesef.

Event 2: Federer - Djokovic.. Bir efsane maç oldu. Hakem kararlarıyla, Djokovic'in şanssızlıklarıyla, rallilerle, insanüstü vuruşlarla ve alınan inanılmaz puanlarla.. Herşeyiyle inanılmaz zevkliydi. Hepsini tek tek anlatmayacağım, Federer'in maç sayısından önceki "efsaneler efsanesi" winner'ını buradan izleyebilirsiniz. Belki de tarihin gördüğü en mükemmel vuruşlardan biri. Neyse, sonuç olarak bu gece 11'de, güzel bir final bizi bekliyor.

Event 3: Bağyanlar finali, Benim kız ile hayvan Clijsters'ın maçı. İki güzel, karizma hatunun maçını izlemek de ayrı bir zevk canım. Zaten ben, benim kıza yapabileceğim manevi yardımı yapmıştım. Finalde Serena da, Clijsters da olsa bir şey değişmeyecekti, değişmedi. Clijsters'a direnemedi Wozniacki. Sağlık olsun, önümüzdeki Grand Slam'lere bakacağız artık... Şampiyon Clijsters da resmen herkesi yenerek aldı bu ünvanı, helal olsundur.

* * *

Not: Aslında son zamanda çok fazla tenis yazısı oldu farkındayım, sonuçta bu spor herkes tarafından sevilen bir spor değil, muhtemelen yazıları hiç okumadan geçenler oluyordu. Bugün final de bitsin, kurtulacaksınız inşallah.

13 Eylül 2009 Pazar

Hayvan kardeşler

Serena (604 HP) - Venus (590 HP)

Benim kız finalde!


Finalin adı: Caroline Wozniacki vs. Kim Clijsters

Dünkü maç yazısında "vaktim yok, uzun yazamayacağım" dememin sebebi buydu, Benim kız'ın maçına geçecektim. Rakibini rahat yenen benim kız Wozniacki, adını finale yazdırdı. Hep bunlar benim sayemde. Ben bahsetmeden önce buralara gelmesi mucize olarak görülecek hatun, "benim kız" olduktan sonra patladı. Yürüyedur yavrum, sen şampiyon olacaksın, seni sevmeyen ölsün.

Finaldeki rakibi ise bir başka flaş isim. Doğum yaptıktan sonra kortlara acayip dönen Clijsters, Venus'ten sonra ablası Serena'nın de eline vererek finale çıktı. Çok olaylı bir maç oldu, son set, Serena'nın servisinde hakemin "ayak hatası" kararına delirip, raketini kıran Serena, bir de hakemin üzerine yürüyüp bağırmaya başladı. Arada "you can not be serious" dediğini duydum (ulan ne yakarış cümlesiymiş bea), sonuç olarak da zaten muhtemelen kaybedeceği maçı ceza puanıyla kaybetti. İyi oldu.

İki karizmanın finalini izlemek muhteşem olacak. Duruşlarınıza kurban olayım.

Not: Yağmur ertelemesi olmadığı takdirde bugün Nadal - Del Potro maçı 19:00, Federer - Djokovic maçı 23:00'da başlayacak. Eurosport.

11 Eylül 2009 Cuma

Yağmur

Edit 20:38 - Bugünkü tüm maçlar iptal oldu, yağmur yüzünden.
Baydı artık tabii, ama bir bakıma iyi oldu, yağmurdan bizim uydu da pert durumda çünkü şu an. Eurosport falan sizlere ömür. Arada binlerce kilometre var, kader aynı yani.


Beklemişim gece 2'ye kadar, Nadal izleyecem diye. Oldu mu bu? Çok bomba bir ilk set oldu aslında, iki taraf da servis kıramadı. Gonzalez insan olamaz, o nasıl bir forehand'dir babacım ya? Ama tabii forehand ve sert servisleri dışında, gerisi yalan olduğu için kortta bir Rafa Hayvanı gerçeği vardı. O hayvani forehand'e vurduğu return winner neydi öyle? Yatağımdan fırladım yeminle. İlk seti tie-break'te aldı, ikinci sette birer servis kırdılar, yine tie-break'e gitti. 3-2 Gonzalez öndeyken, zırt pırt yağmur nedeniyle kesilen maçı ertelediler tabii. Bugün devam edilecek (21:00'dan sonra..) ve son yarı finalist, Del Potro'nun rakibi belli olacak.

İşin kötüsü, bugün 2 saat sonra Federer-Djokovic yarı finalini izleyecektik ne güzel. Çeyrek final maçı ertelenince, daha çeyrek final tamamlanmadan, finalist belli olmasın diye o maç da ertelendi doğal olarak. Bu kötü oldu işte.

Bugün bayanlarda da iki müthiş maç var:
Kim Clijsters - Serena Williams (19:30)
Benim kız - Yanina Wickmayer (23:00)

Tabii Federer maçı ertelenip, bu iki maçın arasına da Nadal maçı girince Eurosport, yayını nasıl yayacak bilemiyorum. Nitekim birden fazla maçın tamamını yayınlayamayacak, saatler çok ters. Ben 7 buçukta otururum, ne gösterirse izlerim, nitekim bütün maçlar izlenmeye müsait.

10 Eylül 2009 Perşembe

Benim kız


Geçen allah vergisi güzelliklerinden ve beni nasıl maça kilitlediğinden bahsetmiştim Caroline Wozniacki'nin. Dün gece yine maçı vardı "benim kız"ın. Rakip, turnuvanın flaş hatunu, bütün Rus'ları, Pavlyuchenkova, Dementieva, Sharapova ve Petrova'yı sıcak denizlere döken Oudin'di. Benim kızın önceki Kuznetsova maçında olduğu gibi favori yine, karşı taraftı. Hatta turnuvanın Amerika'da olması dolayısıyla devasa bir seyirci potansiyeli de rakibin arkasındaydı. Ama benim kız seçilmişti bir kere, ben keşfetmiştim onu. Şampiyon olacak o. İki 6-2'lik setle Amerikalı'nın eline veriştirdi raketi Wozniacki. Yürüyedur kızım, sikert onları kızım...

Dünkü maçın sonundan bir kare. Woooğğhhaaaaa.... Tasmam hazır. Gezdirilebilirim.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Tenisin Shaq'i



Ahah.. Bu Novak Djokovic acayip adam. Bilen bilir, çok iyi bir tenisçi olmasının yanında meslektaşlarının taklidini yaparak da sempati kazanmıştır. Roddick'in ilginç servislerini, Sharapova'nın ilginç hareketlerini ve çığlıklarını, Nadal'ın yine hareketlerini ve meşhur donunu düzeltmesini (ilgili link) defalarca yapmış ve koparmıştı. Dün gece ise yeni bir şovu vardı Djokovic'in. Maç bitti, 3-0 kazanmıştı Djokovic, ama şov bitmemişti. Maçın bitiminde yıllar önceki bir maçta, verilen karar yüzünden hakeme isyan edip çıldıran McEnroe'nun taklidini yaptı. Duyanlar bilenler olmuştur, şu meşhur "You Can Not Be Serious" çıldırışı. Hatta önce bunu izleyip, sonra üstteki videoya geçin derim ben. Büyüksün Novak.

8 Eylül 2009 Salı

Caroline Wozniacki


Dün gece 3 gibi Eurosport'ta tenis izliyorum, baktım Kuznetsova-Wozniacki maçı. Kuznetsova'yı zaten biliyoruz, izliyoruz, iyi tenisçi de, Wozniacki denilen hanım kızımız hiç izlemediğim biriydi. Maçı izlemeye koyuldum. Kuznetsova favoriydi tabii. İlk seti kaybeden Wozniacki, geriden geldikçe gözümde güzelliği arttı, hırsını arttırdıkça seksapeli tavan yaptı, azim çığlıkları beni benden aldı. Off.. Sonra bir duş alıp devam ettim. Şaka bir yana, yeni keşfetmiş oldum kendisini, çok tatlı hatunmuş.


Karşı tarafta Svetlana Kuznetsova, bildiğiniz karşı komşu Necati abinin karısı modundayken, Wozniacki'nin apayrı bir karizması vardı. Ayrıca bir Rus'un ismi de Svetlana olmasın be, lanet gelsin. Maçı sırf Wozniacki ilgimi çektiği için izlemeye başladım ama 2. seti müthiş bir şekilde tie-break'te alan Wozniacki, final setinin ilk servisini kırdırmasına rağmen oyunda kalmasıyla, korttaki oyun da ilgi çekici olmaya başlamıştı. Sonuçta istediğim oldu ve hanım kızımız maçı sürpriz şekilde aldı.


Açıkçası Kuznetsova çok daha güçlü winner'ları ve servisleriyle daha iyi olduğunu belli etti ama oyundaki dalgalı performansları yüzünden vermiş oldu maçı. Çünkü Wozniacki her ne kadar artık ebedi favorim olacak olsa da, zayıf servisleri ve güçsüz vuruşlarıyla pek maçı kazanabilecek gibi değildi. Hele serviste ilk hatayı yaptıktan sonra, korkudan öyle yavaş bir ikinci servis atıyor ki, ben elimle daha hızlı gönderirim heralde karşı tarafa. İlerleyen turlarda kendisinin taraftarlığını yapacağım elbette, pek umutlu olmasam da...

4 Eylül 2009 Cuma

Marsel İlhan


Eyvallah! Bu heyecanı yaşatman bile güzeldi. Yıllardır o ulaşılamaz olarak gördüğümüz adamların arasında bizden biri de olabileceği ihtimalini düşünmek hoş bir deneyimdi bizim için. Allah bir gün Merkez Kort'ta Federer'in backhand'ine çalıştığın günleri de görmeyi nasip eder inşallah. Çalışmaya devam...