PC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2011 Pazartesi

"Oley be, yeni tenis oyunu çıkmış"


Virtua Tennis 4'ün çıktığını ilk duyduğumda tepkim başlıktakinin aynısı olmuştu. Hemen indirip oynamaya başladım. Malesef hayal kırıklığı. Tenis gibi komplike ve detaylı bir oyunda en önemli unsur, oyunun uzun süre oynanabilir olması. Bu tür oyunların genelde hepsi ilk başta güzel gelir ama sonra fazla yapılacak şeyin olmadığını keşfedince sıkılınır. Tıpkı simulasyon oyunları gibi. Tenisi de bir tür simulasyon olarak düşünebiliriz.

VT3'e göre oyun biraz daha iyi, vuruşlar falan az da olsa daha iyi gibi ama o kadar kısa süre dayanabildim ki oyuna. Hele kariyer modu rezalet olmuş. Ekşi'deki Virtua Tennis 4 başlığında uzun uzun anlatmışlar kariyer modunun rezaletini, merak eden oradan bakabilir. Virtua Tennis 3'ü World Tour (kariyer modu) sayesinde hatırı sayılır bir süre oynamıştım ama bunun WT modu o kadar iğrenç ki, 2 maç yapamadan kapattım. Bir daha da oyunu açmayı düşünmüyorum. Bir arkadaşla online kapışmak için oynayacaktık, o da korsan oyun engeline takıldığı için onu da yapamayacağız.


Ben hala hiçbir VT serisinde Top Spin lezzetini alamıyorum. Allahın belaları hala PC için yeni Top Spin çıkarmıyorlar. Anasını sattığımının konsolunda Top Spin 4 çıktı. Ama ben yılmadım ve hala Top Spin 2 oynuyorum. Evet inatla. Kötü grafiklere, eski, yıllanmış oyunculara rağmen o oynanabilirlik, o gerçekçilik beni çok daha fazla kendine çekiyor.

Bayadır da unutmuştum, VT4'ün rezaleti sayesinde hatırladım ve tekrar indirip kurdum Top Spin 2'yi. Oynamaya başladım tekrardan..

Top Spin'in bilmeyenlere veya hala Virtua ile cebelleşenlere de kıyağım olsun. Acilen Top Spin 2'yi indirin, PS3, Xbox 360 veya Wii varsa 4'ü alın tabii ki ve oynamaya başlayın. O vuruşların çeşitliliği, komplikeliği, zevkini hiçbir yerde bulamazsınız. Aynı VT'deki gibi konsolun sağ bölümündeki 4 tuşu kullandığınız, 4 çeşit vuruş (Safe shot, Top spin, Slice, Lob shot) zaten var. Bir de bunları L2'nin advanced shot toggle ve R2'nin risk shot toggle'ı ile aynı anda kullanıp, vuruş sırasında da şiddetini ayarlayıp, yine bu sırada o 4 tuşu kullanıp harmanlayarak inanılmaz bir vuruş çeşitliliği sağlayabiliyorsunuz. Yani pozisyon durumuna göre onlarca vuruş çeşidi opsiyonunuz var.

Acil PS3 almam lazım.

7 Kasım 2010 Pazar

Baş Belası


Maşallah 14 GB'lık GTA 4'ü indirip kurdum. Oyunu açtım, saçma bir hata verdi, kodla birlikte. Araştırdım SP3 yüklemek gerektiğini öğrendim. Yükledim. Açmaya çalıştım, bir hata daha. Araştırdım. "Games for Windows - LIVE" diye bir dalgayı yüklemek gerekiyormuş. O kadar uzun sürüyor ki yüklemek. Neyse, yükledik. Tıkladım. Bu sefer de "Rockstar Games Social Club" yüklemek gerektiğini söyledi. Hani yaptın bir oyun, gerekli şeyleri koy içine, oradan yükleyelim di' mi? Yok. İnternetten buluyoruz hepsini. Onu da yükledim. Tıkladım, bu sefer de Serial istiyor. Arıyorum arıyorum yok. Önce Unlock Code veriyor, onu kullanarak Serial gireceksin diyor. Ulan internette araştırıyorum, hiç öyle bir şey yok. Bir kaç Serial ve Unlock Code veren olmuş ama hiçbiri uymuyor. Delirdim, kafayı sıyıracam. Ben aylardır bu oyunu oynamanın hayaliyle yanıyorum, hiçbir engel beni bu oyundan alıkoyamaz. Aklıma güzel bir fikir geldi. Bilindiği gibi oyunun bir sürü patch'leri var nette, crack'leriyle birlikte. Yeni bir patch yükleyip, yeni crack yaparsam, bu kez serial falan istemez diye düşündüm. Velev ki son patch'i kurup, crack'i de yapınca nihayet oyun açıldı.

Oyun hakikaten inanılmaz. Seri araba kullanmak çok zor ama, alışıyor insan. Tabii ben oyunu yeni keşfederken muhtemelen bu yazıyı okuyanların büyük bir kısmı çoktan oyunu hatim edip, bitirmiştir bile. Ama ne yaparsın..

4 Kasım 2010 Perşembe

Upgraded


AMD Athlon II x2 250 - 2.0 GHz İşlemci
4 GB DDR3 667 MHz Ram
1 GB GeForce 9500 GT
250 GB HDD

Tabii DVD Writer'ı falan yazmadım. Nitekim başlıktaki gibi kasayı upgrade etmedim, kendikasamı cüzi bir rakama satıp komple yeni kasa toplattım. Yorumcu arkadaşlardan biri sormuştu kaç paraya mal olacağını. 650 TL gibi bir fiyat çıktı bu sisteme. Ekran kartını istediğim düzeyde yakalayamadım ama 180-200 liralık bir tane koyarız ihtiyaç olduğunda. Önümüzdeki 1 sene falan hiçbir şeye ihtiyacım olmayacak. 1 sene sonra ekran kartıyla birlikte Ram'leri de 1033 MHz'e yükseltirim, olur biter. Ana kartı yeniledik ya, o bana yeter. Zamanla, ihtiyaç oldukça yenilerim artık.

Bekle beni GTA IV, NBA 2k11, FIFA 11, Medal of Honor 2010. Evet hepiniz!

21 Ekim 2010 Perşembe

Intel vs. AMD


Yeni bilgisayar toplama çalışmalarımı hızlandırmış bulunmakla birlikte, bir kararsızlığa düştüm. İşlemciyi 4 çekirdekli Intel mi alsam, yoksa sağlam bi AMD mi.. İkisinin de birbirine göre avantajları, dezavantajları var. Ama iş fiyata gelince AMD 1 adım değil, 5 adım öne fırlıyor. En baba AMD işlemciyi, iyi bir Intel fiyatına alabiliyorsunuz.


Performans olarak farklarına gelirsek.. Ben de öyle çok bildiğimden değil, zaten hiç AMD kullanmadım ama genel hatlarıyla bilgi sahibi sayılırım. Esas olarak Intel; Cache Bellek'te, AMD ise Ram Bellek'te avantaj sağlıyor. Intel, Cache'i daha tutumlu kullanıp bir çok işi aynı anda yaparken daha iyi performans vaad ediyor ama Ram'i çok kısıtlı kullandığı için oyunlarda falan daha kısıtlı. AMD ise tam tersi, Cache'i daha vurdumduymaz kullandığı için aynı anda çok fazla işlem yaparken zorlanıyor, ama Ram'i tam veriminde kullandığından oyunlarda ve ağır uygulamalarda çok daha başarılı. Ben de zaten bilgisayarı oyun için değiştiriyorum. Oturup 10 programda çalışan bir insan değilim. Kullandığım en baba program Photoshop. Yaptığım en ağır işlem Chrome, Flashget ve Photoshop'u aynı anda kullanmak. İşin içine fiyat da girince AMD çok daha cazip geliyor.

Üzerine babalarından 1 GB ekran kartı, 250-500 GB arası HDD ve 3-4 GB ram'i da patlattığım vakit derdim tasam kalmıyor.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Bu mallarla nasıl efsane olayım hocam?


PES 11'in normal oyunu pek iyi olmayınca, FIFA'ya da benim PC'nin kalbi şimdilik yetmediğinden, bilgisayarı yenileyene kadar PES'in Legend moduna sarayım bari dedim. Oyunun full Türkçe olmasından mütevellid "Efsane olun" adı altındaki kariyere kendimizi yaratarak başlıyoruz. Biraz daha güzelleştirmişler bu modu. Menajer ve hoca, hatta takımın tecrübeli oyuncuları sürekli tavsiyelerde bulunuyorlar, her maç sonrası ve öncesi soyunma odasında durumunu değerlendiriyorlar falan.. Hangi mevkide oynayarak daha çok zevk alacağımı test etmeye başladım..

Defans olarak başladım ilk başta, fena değil, mücadele falan etmek zevkli ama insanın çok canı sıkılıyor, hücuma çıkası geliyor, olmuyor tabii. Forvet olunca yine canım sıkılıyor, bu kez de rakip hücumlarında bekliyorum. 10 numara pozisyonu ve ön libero mevkilerini da denedikten sonra mevkimi buldum. Orta sahanın göbeği. Ne defansif, ne ofansif orta saha. Tam ortada, iki tarafa da yardım eden, ama esas özelliği oyun kurmak olan bir oyuncu oldum, tam bir Xavi oldum. Esas özelliğimi pas yapmak olarak ayarladım. Oyunda zaten en zevkli olay ara pasları, kaçan arkadaşlara ara pası atmak çok zevkli. Baya da iyi gidiyorum..

Yalnız takım arkadaşları yine salak, yine salak.. Adamlar köşeye sıkıştığı zaman kesinlikle geriye dönmüyorlar bir kere, böyle bir durum var. Ulan tam orta sahadasın adam seni taç çizgisine sürüklemiş, ileri gidemeyeceğin belli, ya taca çıkacaksın, ya da hemen 3 metre gerine desteğe gelmiş olan Genç Çağlar'a pas atacaksın. Yok, defalarca denedim, kesinlikle geriye pas atmıyor. Topu da ya rakip kapıyor, ya da taç oluyor. Dikine hücum ederken de aynı şey, adam artık dengesini kaybediyor, topu kaptıracak, inatla arkadaşına oynamıyor, illa gitmeye çalışacak. "Efsane olun" diyorsunuz da, bu öküzlerle nasıl olacaz, bilemiyorum...

14 Ekim 2010 Perşembe

Oyun ismi verin piçler!


Benim evladiyelik bilgisayarı updgrade etmeyi başarıyorum sonunda. Şöyle 3-5 çekirdekli, 4-5 GB ramli, 1-2 Gb ekran kartlı bir alet alacağım kısmetse. Almışken de FIFA, PES, FM ile sınırlı kalmayalım, aletin hakkını verelim diyorum. Aklıma ilk etapta GTA IV geldi ama o oyunda bir sürü sorun varmış, yama gerektiriyor vs. diyorlar, bilemedim. Doğru mudur bilmiyorum. Onun hakkında bilgisi olan ve başka bu tür böyle baba oyunlar önerebilecek olan varsa, hiç durmasın.

3 Eylül 2010 Cuma

FIFA 11'e hazırlık


FIFA 11'in yeni modundan bahsetmiştim, kalecilik simülasyonu, kaleci olarak kariyer yapma olayları vs.. Bu sağlam bir bilgisayar modifikasyonu gerektiren übersüper oyunu beklerken, şimdilik yukarıdakiyle idare ediyorum. Rastgele denk geldim az önce, felaket sardı, başından kalkamıyorum valla. Biraz oynayınca olayı çözüyorsunuz. Acemiliği attıktan sonra ilk 2-3 levelde gelen topları direkt tutuyorsunuz. İlerledikçe şutlar fena gelmeye başlıyor, anca çelmekle yetiniyorsunuz. Level sayısı 6-7'yi falan gösterince Gerard şutları gelmeye başlıyor. O zaman ciddi ciddi refleksler devreye giriyor, topu kurtarsanız da çok sert geldiği için sekip içeri giriyor. Sinir olmaya, hırs yapmaya başladım. Ben bir türlü 7'yi geçemedim. Kolay gelsin...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Yılların özlemi diniyor mu?


Futbol oynadığım yıllarda, kendimi övmek gibi olmasın, baya iyi oynardım. Çok hızlıydım, fena çalım atar, şut çekerdim. Tabii kısa hevesler dışında hiçbir zaman kulüplerde boy göstermedim. Şimdilerde Süper Lig'de oynayan Bucaspor'un miniklerinde lisanslı top koşturmuşluğum vardır birkaç ay da olsa, ama o kadar. Hepsi bir yana, bazen heveslenip kaleye geçerdim mahalle arası maçlarda. Kalede de hiç fena değildim, hatta halı saha maçlarında da yakın zamana kadar arada kaleye geçip, iyi performanslar sergilerim. Kalecilik her zaman ilgi duyduğum, sevdiğim bir olay olmuştur yani. Ulan bir yere bağlayamayacam galiba :)

FIFA 2008 ile ilk olarak "tek bir oyuncuyu kontrol etme" olayı heveslendirmişti bizi. Sonra PES 09 ve 10'la zirve yaptı. Ancak ikisinde de kaleci olamıyorduk, malum kalecilik bambaşka bir olay. Uçma, yatma, degaj, pozisyon alma.. Bunlar için apayrı bir modifikasyon gerek. Buna gerek duymadılar EA ve Konami. PES'te nedense defans oyuncusu bile alamıyorduk, bu arada.

Neyse lafı uzatmadan müjdeyi vereyim, FIFA 11'de Become a Pro modunda kaleci de olabilecekmişiz. Şimdiden acayip merak ettim. Muhtemelen ilk tecrübesiz zamanlarda uçmamıza rağmen saçma goller yeriz, tuhaf hatalar yaparız falan, sonradan yavaş yavaş gelişiriz. Muhtemeldir ki, refleksleri geliştirmek için ilginç antrenmanlar, oyunlar falan yaptırabilirler. Çok iyi olur, çok da güzel olur.

Dünyanın en nankör mesleğini yapmaya hazır mısınız?

31 Ekim 2009 Cumartesi

Tanrı'ya özenmek...


God of War. Bilen, duyan, oynayan mutlaka vardır. Oyun, konsol oyunu, PC'de yok. God of War 2, emulatörlerle falan oynanabiliyor ama, ı-ıh. Tavsiye etmem, hiçbir zevk vermiyor, zaten dil de Rusça falan oluyor. Neyse.

Arkadaş, God of War 3 geliyor, bomba bomba geliyor.. İnsanı özendiriyorlar. PS 3 ve Xbox 360'da çıkacağı için, bana uzak bir oyun malesef. Ancak GoW 2'yi PSP'de oynamıştım. Göt kadar ekran olmasına rağmen günlerce başından kalkamamıştım, ki oyunu öyle delicesine oynadım ki, 3 gün falan sürdü bitirmem. Bitince de bir oturup ağlamadığım kalmıştı üzüntüden. İnanın bu tarz fantastik oyunlardan, filmlerden de nefret eden biriyim. Ama öyle bir işlenmiş ve oynadıkça öyle bir bağlanıyorsunuz ki, bayılmamak mümkün değil. Şimdi 3.'sü çıkıyor ve ben çaresiz takip ediyorum. Çünkü yine PC'de olmayacak ve ben oynayamayacağım. Nitekim çıksa bile yayınlanan resimler ve videolardan falan anladığım kadarıyla oyunu oynayamayacaktım, benim makinanın kalbi yetmez.

15 Ekim 2009 Perşembe

Götü büyük laptop'lılar


Efenim ayıptır söylemesi bir notebook aldım. Yan etkilerini görmeye başlıyorum. Amacım okulda kullanmak ağırlıklı olarak. Nitekim okulun her metrekaresinde wireless imkanı olduğundan internet mesaimi arttırmak istiyordum. Yalnız yan etkilerini görmeye başladım evdeyken. Genelde uzanırken veya koltukta otururken girdiğimden ve bu pozisyonlarda kollarımın hareket kabiliyeti kısıtlandığı için insanda kısaltmalar kullanma, her şeyi kısaltma eğilimi gösteriyor. Dün akşam şu çok kınadığım "sevio, gelio, yaptm, gittm" tarzı kısaltmaları kullanırken yakaladım kendimi. Bir an silkelendim, kendime gelmeye çalıştım, ama eğilim sürüyor. Uzun zaman laptop kullanmış arkadaşlardan biri "ilk 1 ay böyle olur, sonra normale dönersin" vaadinde bulundu. Umarım doğrudur.

Başlık da bir RPG oyununda karşılaşılabilecek bir yaratık türü gibi oldu eheh. İlham kaynağı da Cem Yılmaz'ın "business uçanın götü büyük olduğu için.." esprisidir. Nys. Ok. Bye. Grşrz. Aha bak yine!

2 Eylül 2009 Çarşamba

Windows 7: Test Drive


Windows'un her yeni sürümünün çıkışından önce klasik, olumlu Microsoft hikayeleri dinliyoruz. Şöyle hızlı olacak, böyle pratik olacak.. Ancak henüz XP haricinde pek gerçekçi bir senaryoyla karşılaşamadık. Vista hepten fiyasko çıktı zaten. Acaba Win 7, XP'nin tahtına oturabilecek mi? Ben de bunun mümkün olup olmadığını öğrenmek için canlı bir test yapayım dedim. Ve yeni laptop alan kuzene Windows 7 kurma kararı aldım.

Kuzen gıcır bir makine almış tabii, Toshiba DC 2.0, 4 gb ram falan filan.. Üzerinde klasik Vista kurulu, bana "XP kur, daha hızlı" deyip duruyordu haftalardır. Bilgisayardan format atmak haricinde fıstık gibi anlayan adam, üşengeçlikten format atmayı öğrenmedi yıllardır. Neyse.. Ben de indirdim 7'yi, yazdım boş bir DVD'ye, koştum kuzenlere (henüz release edilmedi, 22 Ekim'de edilecek, bu deneme sürümü). Deneyelim dedim, deneme sürümü denemek içindir zaten heheh. Kuzeni de biraz deneme tahtası gibi kullanmaya karar verdim yani. Gidince de "bak bu XP'den daha güzel, en son çıkan bu" gibi bir vaatle geçtim kuruluma. Şaşırtıcı derecede hızlı kuruldu bir kere. Yakın özelliklerdeki bir makinaya Vista'yı kurmam (sadece kurulum kısmı) yarım saatten fazla sürmüştü. Bu makineye Win7 kurmam 15 dakika falan sürdü resmen. Çok etkileyiciydi. Belli ki ilk görüşte aşka inanan Bill Gates öğrencileri kurulum konusunda fazla mesai yapmışlar. Kullanıcı hesapları, update istiyor musunuz olayları falan derken 20 dakikalık bir sürede masaüstünü karşıma aldım. Tabii sanki Win7 erbabı gibi davransam da, ilk kez gördüğümden ve benim de heyecanlı olduğumdan kuzenin haberi yoktu.


Biraz eski olan makinelerde aygıt desteği konusunda problem yaşanıyormuş sanırım, bilemiyorum ama yepisyeni olan bu makinede hiçbir sorun yaşamadım, herşey yerli yerindeydi. Birkaç yüklemeden sonra makineyi restart etmek gerekti ve acayip hızlı açılıp kapanıyordu. Aynı makinede yarım saat önce Vista kullanmış biri olarak çok rahat söyleyebilirim ki, açılış kapanış süreleri 2 kattan fazla fark ediyordu. Buna, makinenin yeni formatlanmış olduğunu da eklersek düz hesap 2 kat deyip, Vista'yı yerin dibine bir sokalım peşin peşin.

Ardından başladım bir PC'de olmazsa olmaz programları yüklemeye. Firefox, WinRAR, Flashget, K-Lite Codec, Nero, Messenger, Winamps, Office... Hepsi sorunsuz, tıkır tıkır. Daemon Tools kurmak istiyordum ki, makine bana bir hooop dedi: "Dikkat! Bu uygulama, bu Windows sürümüyle henüz tam uyumlu değildir!" Buraya dikiz.. Uyarı kurulum yapılmadan önce geliyor, boşuna kurulum yapmıyoruz. Güzel. 22 Ekim'de full sürüm çıktığında, bu sorunların da çözülmüş olmasıyla çok daha güzel bir sistem elde edebiliriz yani.

Zaten hali hazırda test edebileceğim başka veriler yoktu elimde, baya bir dolaştım, surf yaptım falan, net bir sorun bulamadım, henüz deneme sürümü olmasına rağmen. Kuzene de "sen bunu kullan, süper bu Windows 7" diyerek ayrıldım oradan. Zaten işin çok ıncık cıncığına girmeyen biri olduğundan, Windows 7 ile bir problem yaşayacağını sanmıyorum. Şimdilik güvenlik problemi var diyorlar, bir şey olursa da gider format atarız yine. Zaten sülalenin asgari ücretli formatçısıyım hamdolsun.

Klasik, bilinen ve her yerde defalarca yazan detaylara değinmedim pek. Kullanıcı hesapları adı altında, ebeveyn kontrolü muhteşem bir olay mesela. İstediğiniz kullanıcının, hesabına istediğiniz tarih ve saatlerde giriş yapabilmesini ayarlayabilmek gibi acayip güzel detaylar var. Ayrıca I. Explorer yok! Hahahah hele şükür. Herhangi bir browser yüklü değil, default browser'ınızı yükleyip kendiniz belirleyebilirsunuz.


Ha şunu göz önünde bulundurmak lazım, "Windows 7 şöyle başka, böyle başka" diyemeyiz. Çünkü gözle görülür büyük bir yenilik yok. Zaten ne olabilir ki? Şahsen benim emektar makinede tıkır tıkır çalışan SP3'lü XP'mi hiçbir şeye değişmem. Tabii Win7 için böyle bir problem de olabilir, bilemiyorum. Benim makineye (P4 2,6 gHz, 1 GB ddr) kursam muhtemelen sıçar. Sıçmaya da bilir, bilmiyorum işte. O yüzden Win7 hali hazırda cazip bir fikir olmayabilir. Ama paraya kıyıp yeni makineye geçecekler için mutlaka iyi bir seçenek olacak 22 Ekim'den sonra. Ben şahsen, 1 saatte Vista'dan çok daha iyi ve hızlı olduğunu kavradım.

Eyvallah.

2 Ağustos 2009 Pazar

Loser kimdir? - #4


World of Warcraft'taki çarına benzemeye çalışıp, bir de cool bir poz verendir. [Arşiv]

9 Temmuz 2009 Perşembe

En iyisi, ama...


Virtua Tennis 1'den, Top Spin 1'den beri tenis oyununu oynarım. Tabii teknoloji geliştikçe, televizyonda da bu sporu daha ayrıntısıyla izledikçe oyunlardan beklentilerimiz arttı. Önce Virtua 2 çıktı, PC'ye gelmediği için oynayamadık. Sonra Top Spin 2 çıktı. Çok güzel oyundu, acayip ayrıntılıydı falan ama birincisiyle aynıydı ve bir türlü aradığımızı bulamamıştık. Daha sonra Virtua 3 çıktı. İşte buydu, en iyisi. Zaman geçti, onun da eksiklerini fark ettik. Çok gerçekçiydi, grafikler süperdi ama 'Very Hard' seviyesinin bokunu çıkarmışlardı, rakip adam hiçbir şeyi kaçırmıyordu falan.. Ve bir de, bence en büyük sorun olan "passing shot" olayı. Very hard'da rakip file önüne geldiği anda, o sayıyı verdiniz demektir. En uygun pozisyonda bile sağa atın, sola atın uzanıp vururdu. Üstünden lob atsanız, anında smash'i çakar, topu ağzımıza verirdi. Slice zaten işe yaramaz. İyi de arkadaş, ben Wimbledon'da gördüğüm Federer passing shot'larını nasıl vurup sayıyı alacam? Passing shot denilen, biraz üstten ve süratli olarak adamın yanından geçen topları vuramıyorum. Diğer sorun ise uzak toplara uçarak yetişilen vuruşlardı. Tamam her topa yetişiyorsun da, gerçekte her maçta 80 kere böyle uçuş görmek mümkün değil, ki birini görren seyirciler "ouuvvv" çekiyor. Ayrıca o topa yetiştiğin anda ters köşeye topu vurduğu anda karşılık vermek mümkün olmuyordu.

Gelelim, en son oyunumuz Virtua 2009'a.. Öncelikle o uçuşlar kaldırılmış, uçuş diye birşey yok. Anca çok zorlanarak elini uzatıp vuruyor ve vurduktan sonra bir süre elini yere koyup toparlanamıyor. Uçuştan bir nebze de olsa daha iyi ve en azından daha gerçekçi. Ama malesef e malesef, hala passing shot vurma imkanı yok. Very hard'da aynı olay devam. File önüne gelen CPU'yu durdurma imkanı yok. Gerisi güzel, bazı yenilikler eklenmiş vs. falan, yine oynanabilecek yegane tenis oyunu ama birkaç gün sonra sıkıyor. World Tour da sıkıyor, normal maçlar da..

5 Temmuz 2009 Pazar

Street Fighter 4


Atari salonlarında başlayıp, evdeki atarilerle devam eden, sonrasında PlayStation'a ve emülatör aracılığıyla PC'ye taşınan efsanelerin efsanesi SF, nihayet yepyeni bir versiyonla karşımıza çıktı. Hemen indirip yükledim, test ettim. Öncelikle grafik ve 3D olayı harika. Modellemeler falan acayip keyifli duruyor. Atmosfer zaten muhteşem. Klasik elemanlarımızın hepsi duruyor, ek olarak da 3-4 tane karakter koymuşlar. Tabii hepsinin modellemelerinin gelişmiş hali. Aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi. Oynanışı da zevkli. Klasik karakterlerin özel hareket kombinasyonlarının hepsi aynı (aduket, dapdapduket vs..)

Ben gayet beğendim valla. Tavsiye ederim, çok zevkli. Ara sıra girip bi Ken-Ryu yapıp, 2-3 adam dövmek, stres atmak için bire bir.

24 Mayıs 2009 Pazar

Alemin kralı geliyooor... #2

Kral'ın Dönüşü - Ekim 2009

Evet, beklenen haber. PES 2010'un çıkış tarihi, birkaç görüntü ve yapılacak yenilikler belli olmuş. Geçen sene de aynı başlıkla haber vermiştim efsanenin gelişini.

Ve muhteşem bir oyundu. Resmen bir futbol simulasyonu gibi olduğunu, herşeyin zorlaştığını söylemiştim. Evet hala da fikrimin arkasındayım, PES 2009 şu ana kadar yapılmış en gerçekçi ve zorlu PES idi. Yalnız ben 4-5 ay geçtikten sonra oyunu tamamen çözmüştüm. Çalım atması ilk seferki kadar zor değildi ve süratli adamlar yine fark yaratıyordu. Ayrıca bir süre sonra en üst level'de herkese 4-5 atmaya başlamıştım. Öyle olunca da Roma, Athletico gibi çok üst düzey değil de biraz daha alt takımları alıp oynamaya başladım, bir süre sonra yine herkesi yendim vs...

Oha Messi, oha...

Şimdi ise gelen haberler 2010'ün daha da zorlaştığı yönünde. Yenilikler alt alta sıralanmış da, bakıyorum hakikaten tam da değinilmesi gereken noktalarla oynamışlar. Helal olsun. Mesela kaleciyle karşı karşıya kalındığında geçmek çok kolaydı, ona el atmışlar. Hakemler bazen ilginç kararlar veriyordu, daha dengeli hale getirmişler. Ve oyunun saha görüşü, oyunun gidişatına karar verişi, kısacası yapay zekayı da daha aktif hale getirmişler. Şöyle ki;

- Savunmalar artık daha zor geçilecek. Savunmaların yapacağı alan savunması ile oyununuz daha gerçekçi hale gelecek.
- Kaleciler daha zor geçilecek.
- Hakemler artık dengeli kararlar verecekler.

- Oyuncuların yüz ifadeleri çok ayrıntılı olacak, geliştirilmiş ışık ve hava koşulları oyuna görsel zenginlik katacak.

- ‘Al’ adlı uygulama ile defans ve orta saha oyuncuları artık bir bütün olacaklar.
- Penaltı atışlarında değişiklik olacak.
- Oyun daha gelişmiş bir yapay zekaya sahip olacak.

Ayrıca resimde de gördüğünüz gibi grafik olayını iyice abartmışlar. Görüldüğü üzere oyun iyice futbol simulasyonu olma yolunda ilerliyor ve bu benim ağzımdan akan suyun debisini gün geçtikçe yükseltiyor...

21 Mayıs 2009 Perşembe

Contra


Direkt aç oyna usta, yorma kendini. Emulator falan uğraşma, bilgisayar oyunuymuş gibi... Ohh miss.

http://rapidshare.com/files/220623752/Contra.rar

8 Eylül 2008 Pazartesi

Hayattan tiksindiren şeyler #3

*Resme tıklayıp adam gibi halini inceleyin

Eşşek kadar yazılan MSN nickleri. Hayır, nick yerine 20 kelimelik bir cümleyi yazıyorlar; yer yetmiyor, bir de iletiye geçip oradan devam ediyorlar, bir 15 kelime de oraya... Resimde gördüğünüz kişi malesef ki benim 14 yaşındaki kuzenim heheh. Bir genç kızın dramı. Bir de yazdığı Türkçe'ye dikkat! Hayattan, MSN'den, internetten soğutuyor insanı.. Bir de bununla yazışırken hayatınızda oluşacak karartıyı hayal edin.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Test edildi, onaylandı


Google yeni tarayacısını yayına koymuş. Herifler her boka parmak atıp dünyayı ele geçirecekler yakında. Mozilla Firefox, Explorer, Opera ve nicesinin tozunu attırmaya niyetli bir şekilde, Google Chrome'un ipini salmışlar.

Merak ettiğimden indirdim, yükledim, kullandım. Kullanımı Mozilla'ya çok benziyor ve gayet hızlı. Mozilla'dan daha hızlı sanki. Ama insan bir anda geçemiyor tabii başka tarayıcıya. Browser alışkanlığı çok acayip birşey. Zaten hala yeryüzünde Internet Explorer kullanan birkaç kişi varsa nedeni de budur. Neyse ne diyorduk? Yeni bir heyecan arayan varsa geçebilir direkt Chrome'a. Hatta ben de yakında geçebilirim. Mozilla'nın açılırkenki yavaşlığından sıkılmaya başladım.

http://www.google.com/chrome

7 Ağustos 2008 Perşembe

PC'de GTA 4 oynamak!


Ohhh be. Hatta oley be! Sonunda Rockstar, GTA IV'ün PC için de çıkacağını açıklamış. 18 Kasım'dan itibaren oynamaya başlayabiliriz. Tabii ekran kartlarının kalbi dayanırsa...

25 Temmuz 2008 Cuma

Bir zamanlar Windows...


Gerçi açıkçası ben Windows NT falan pek bilmem. MS-DOS dersi falan aldım az biraz ama, kişisel olarak kullanmaya ilk Win95'ten başladım. Ama tabii başlahgıç disketi, masaüstü görünümlerini falan görünce eski anılarım canlandı ister istemez. Bilgisayarı bozup bozup kasayı kucağımda tamirciye götürdüğüm günler, windows kurarken %90'larda takıldığı zamanlar falan eheh. Ne günlerdi be...

Tabii bir de benden 5-6 yaş büyük abilerin anılarını dinlemek lazım bu konuda.