14 Kasım 2008 Cuma

Kapak

Ne demişiz?

Üstteki ikili parkelerle görüşemediler henüz. Aşağıdaki de 1 maç oynadı, dizi şişince uzuuun bir ara verdi, ortalıkta da yok.

Hala umudu olanlar varsa ayrı bir konu tabii, tepe tepe kullanın kullanılacak bir tarafları kaldıysa.

2009 Yaz Ayları: "Marbury iddialı!", "Francis bu sefer dönecek...", "Livingston sakatlığı atlattı."

Sıkıldık vallahi.

12 Kasım 2008 Çarşamba

Holy.. What are you?

*Büyük hali için "lütfen" üzerine tıkla, ayrıntısıyla izle

11 Kasım 2008 Salı

Bir kez izlenebilecek olağanüstü bir film!

Requiem For a Dream

Kendimi sıkı bi sinemacı sanırdım. Bi bok değilmişim. Şu 2000 yapımı filmi daha az önce yeni seyrettim. Bu kadar depresif bi film olamaz ya. Mesela insan bi filmi çok çok beğenir ve hemen yedekler ya. Ben de bu filmi acayip beğendim ve anında shift+delete yaptım. İkinci defa izlenmeye cesaret edilebilecek bi film değil. Ölmeden önce kesin izlenmeli ama, bir defa, o kadar. Yaşama sevincimi kaybettim ulan.

Ayrıca Reign Over Me ile benzer bi yönünü buldum. Ben ağlamayı çok severim depresif filmlerde ama, bu film ağlamaya fırsat bırakmıyo. İlginç bişey. Ağlamak istedim, ağlayamadım, daha da beter oldum. Tepkisiz kaldım. Reign Over Me de öyleydi.

9 Kasım 2008 Pazar

8 Kasım 2008 Cumartesi

Diyalog #5


M. Ali Erbil: Obama için biz de oy verseydik...
Asena: Ay valla ben de zenciye verirdim... Oyumu yani...
M. Ali Erbil: E tabii bugüne kadar beyazları denedin bir şey çıkmadı...

- FOX'taki Çarkıfelek'ten bir diyalog

7 Kasım 2008 Cuma

"The worst sex I ever had"

You're the worst sex I've ever had, it was so fucking bad!
You couldn't never find my klit..

İki kız süper bir şarkı-klip yapmış. Şarkının ana teması, erkeklerin yatakta kötü olmaları ve kendilerini mutlu edememeleri. Sözleri süper, melodiyle de harika empoze etmişler. Hiç üstüme alınmayıp, harbiden de hayran kaldım şarkıya. Kızlar da acayip. Muhtemelen lezbiyenler. Bunları mutlu etmek de her erkeğin harcı değil tabii. İyisine denk gelmek de zor. Eheheh neyse..

Amatör Parçalar #3



Biliyorsunuz buraya sık sık bazı şarkılar koyuyordum. Tabii bu şarkılar sadece beğenip de paylaştığım şarkılar değil, aynı zamanda pek fazla kimsenin bilmediği, amatör parçalar diye tabir edilen çalışmalar oluyordu. İşte yine onlardan bir tanesi. Zaten enstrüman olarak bir tek gitar kullanılmış dikkat ederseniz. Güven Baran isimli bir arkadaş söylüyor. Yine, her zaman olduğu gibi "sözlere dikkat!" diyorum ve şarkıyla baş başa bırakıyorum sizleri...

Bizde kötü mal olmaz.

Kaydırmak



Aklıma geldi geçen test olurken okulda bu konu. OKS olsun, ÖSS olsun, dershane olsun; birçok kaydırmalar yaptık hayatımızda. Belki de en çok başa gelen olaylardandır şu. Süreniz 2 saatse, 30 dakikasını kontrol etmeye ayırmanız istenir, saçmalık zaten buradan doğmaktadır. Ne yapılırsa yapılsın önlenemez, hakkınız yenir açık bir şekilde. Bilgi sınanırken dikkat de sınanmış oluyor, sürenizin en azından %20'si de bu işlemi yerine getirilirken götürülüyor. Sadede geleyim, burada değişik bir cevap kağıdıyla karşılaştım. ABCD diye gitmiyor seçenekler, ABCD-EFGH-ABCD-EFGH düzeninde gidiyor onun yerine. Ne önemi var diye düşünenlere söyleyim, ne kaydırma ne kontrol etme söz konusu oluyor, cevabı yazarken A yerine F koyamıyorsunuz, bir yerde yanlış yaptığınızı direk anlıyorsunuz.

Bu kadar mı zor be kardeşim? Elalem bulmuş yöntemi, helal olsun. Umarım tez zamanda gelir Türkiye'ye de. Lakin, OKS'yi 'stres' olarak nitelendirip yerine 3 ayrı sınav koyan bakanlıktan bu beklenir mi, orasını bilemeyeceğim.

Bizimki Küçükmüş


Daha önce gördünüz mü bu şahsı bilmiyorum... Görmemişseniz sanal alemdeki aktifliğinizden şüphe ederim açıkçası. Kendisi dünyanın en ünlü insanları sıralamasında gün geçtikçe yukarılara tırmanıyor. Böyle boktan bir reklam nasıl her web sitesinde yer kaplayabilir, anlam veremiyorum. Tıklayan var mıdır, varsa insan mıdır, insansa biz neyiz?

Mail'larda da pek bir fark yok, hergün cinsel organlar hakkında değişik boyut tahminleri yapılıyor, her an iddaa'ya sıçrayabilir, oranları tartışılabilir.

Umarım bir gün kurtuluruz.

6 Kasım 2008 Perşembe

Haşırt!

Benfica 0 - 2 Galatasaray

Maçın 2 kırılma noktası vardı bana göre. İkisinin içinde de rakip takımdan Suazo vardı. Birincisi De Santcis'in ilk yarıda çıkardığı inanılmaz şuttu, Suazo'ya ait olan. Diğeri de Emre Aşık'ın Suazo kaleciyle karşı karşıya kalacakken yaptığı üst düzey defans tackle'ı. Ben inanamadım hakikaten o pozisyona. Zaten birkaç dakika sonra da golü attı Emre.

Arda, Lincoln, Ümit, Ayhan muazzamlardı. Arda 90 dakika sürekli dikine oynadı ve ağzına sıçtı Benfica savunmasının. Lincoln, geldiğinden beri en efektif futbolunu oynadı. Ayakta kaldı, pozisyonları hazırladı, acayip koştu ve son dakikaya kadar oyundan düşmedi. Ümit de Benfica stoperleriyle çok iyi boğuştu. Çok güzel tek paslar yaptı, arkası dönük çok iyiydi. Golünü de attı. Ayhan'ın da aldığı nefes yarar zaten.

Skibbe de aynı sistemde ısrar ederek yaptıklarının doğru olduğunu kanıtlamakta inatçı olduğunu gösterdi. Umarım öyledir. Tabii galibiyet geldikçe kredisi de artıyor, arttıkça daha az teknik direktör muhabbeti yapılıyor.

Herkes 1 puana fitken 2-0'lık net bir galibiyet alınması tabii keyifleri yerine getirdi.

5 Kasım 2008 Çarşamba

Buzzz gibi "Ayranlı Gazoz"


Bugün okul dönüşü girdim alışveriş merkezine. Ne alsam, ne alsam... İçim de yanmış sabahtan beri. Canım soğuk birşeyler istiyordu ama kola falan deği böyle, farklı tarzda birşeyler. Schweppes mi alsam acaba falan dedim sonra hiç denemediğim birşey deneyeyim dedim. İçim Pasifik diye bir içecek gördüm. Daha önce reklamlarda da görmüştüm ama pek umursamamıştım. Ayranlı gazoz! "E madem ayranı da, gazozu da seviyorum, bir de ayranlı gazozu deneyeyim" deyip kapıverdim bir tane.. Güzel de görünüyordu.

Çıktım dışarı. Kutunun dışı da böyle nemli zaten, buz gibi duruyor. Üzerine baktım, her ayranın üzerinde yazan "çalkalayınız" yazısının yerini "çalkalamadan açınız!" uyarısı almış. Açtım pıss diye. Bir heyecanla ağzıma götürdüm. Daha ilk yudumu alır almaz, resmen öğürdüm. Tüküresim geldi ama kalabalık ortamda yere de tüküremedim, o iğrenç sıvıyı yutmak zorunda kaldım. Sonra da kutuyu direkt, hiç düşünmeden attım çöpe.

Allahım o nasıl bir iğrençliktir.. Ayranı da çok severim, gazlı içeceklerin her türüne de bayılırım, çorbayla bile içerim hepsini. Ama bu çekilecek gibi değilmiş yahu. Böyle bir iğrençlik olamaz. Bunu yapan İçim firması hiç tadına bakmamış mı yahu?

4 Kasım 2008 Salı

Hastane Macerası


Herkese selamlar... Dün akşam halı saha maçında işaret ve orta parmağıma aynı anda top geldi. Sabaha kadar kıvrandım, uyuyamadım.

Ertesi sabah kalkıp Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gittim, Danışma'ya durumu anlattım, "Ortopedi'ye git" dediler. Gittim, "randevu alacaksın, karşıdaki kayıt kabule git" dediler, gittim. Randevu aldım. "Perşembe günü gel" dediler. Dedim ki "dalga mı geçiyosunuz, ne yazı yazabiliyorum, ne birşey tutabiliyorum, ya kırık çıkık ciddi birşey varsa.." dedim (harbiden mouse'u bile zor kullanıyodum). "O zaman diğer binaya Acil'e gideceksin" dediler. Gittim. Danışma'ya böyle böyle diye anlattım. "Yandaki Hasta Kabul'e git" dedi adam. Gittim. Hasta Kabul adı altında 2 gişe var, ikisinde de insan yok. "Birazdan gelir" dediler. 10 dakika bekledim, benle birlikte 6-7 kişi daha bekledi. Biri ölse kalsa kimsenin umrunda değil. Neyse, hasta bakıcının biri geldi, "abi böyle böyle, gözünü seveyim yardımcı ol" dedim. Beni "travma" doktorunun yanına götürdü. Travma doktoru baktı, evet travma! Doktor "git kaydını yaptır bakayım" dedi. Kağıt verdi, gittim danışmadan kaydımı yaptırdım. Döndüm doktora. Az önce konuştuğum doktor yoktu, kadın doktor vardı. "Anlat bakalım" dedi. Dedim "böyle böyle, ağrım var". Parmağımı inceledi, inceledi, inceledi... Bana dedi ki, "bunda birşey yok, ağrın varsa ağrı kesici kullanacaksın". Bir 10 saniye kilit oldum tabii ben. Travma bölümünde harbiden ufak çaplı bir travma geçirdim. Anladım ki beni boşuna oraya almamışlar. Sonra biraz önce konuştuğum erkek doktor geldi. "Şuraya uzan" dedi. Ben de gülümseyerek "abi uzanacak bir durum yok, parmağım acıyo benim" dedim. Cevabı şöyle oldu; "Burası hastane yavrucum, uzanacaksın". Neyse uzandım. 2 dakika sonra yanıma geldi, "kalk bakalım eline bakalım" dedi!! Gülerek kalktım. "Aç kapa, sık, birleştir, ayır" falan röntgen çekildi. Sonuçlar geldi; parmak çatlak! Reçete yazdı, parmağımı alçıladı, taburcu etti.

Türkiye'nin en elit hastanelerinden birinde, bu sabah yaşanmış hikayemi dinlediniz.