Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2015 Çarşamba

Yine, yeni, yeniden..

14 Şubat 2014 Cuma

Efsane geri döndü


2008 yılından beri açık bulunan bloga, bildiğiniz gibi 2 buçuk, 3 senedir falan ara vermiş durumdaydım. Sebebi vakit darlığı, malum. Nereden esti bilmiyorum ama geri dönüş kararı aldım. Muhtemelen eskisi kadar aktif olamam tabii. Ama aklıma geldikçe bir şeyler karalamaya, fotoğraflar koymaya çalışacağım. Muhtemelen ağırlıklı olarak fotoğraf koyarım.

Tıpkı 6 senedir olduğu gibi, blog her an kişisel emellere alet olabilir.

19 Haziran 2011 Pazar

"Alın lan, geri döndüm"


Yaz mesviminin gelmesiyle birlikte ısrarlara dayanamayıp bloga geri dönüş yaptım. Bu kez daha rahat modda takılacam. Daha doğrusu, blogu kapatmadan önceki moda yakın olacam, bol resim, az yazı. Dönüşümde en büyük katkı, şüphesiz Kaan biladerimindir. Lan iyi de, sen de dön madem bloguna!

Haydi bakalım..

21 Kasım 2010 Pazar

At the end of the Bayram... #2


Evet... Bayram telaşesi, tatili derken blogu baya boşladım, farkındayım. Hatta son zamanda vakitsizlikten, blogu resimlerle doldurup durdum. Söz, telafi edeceğim. Kusura bakmayın. Kib. Mcks. By. Optm.

26 Ekim 2010 Salı

Mail bilgilendirmesi


LakersTR.com'un mail sunucularındaki bir problem nedeniyle, birkaç haftadır maillere bakamıyordum. Sorun giderildi ancak son 15 günkü tüm mailler silinmiş. Bu sırada önem arz eden mail atanlar olduysa, aflarına sığınarak, bilgilendirmek isterim kendilerini. Yani son 15 gündür falan atılan neredeyse hiçbir mail elime ulaşmadı. Eyvallah.

8 Eylül 2010 Çarşamba

Seksüelizm ve Çağlar Yıldız Blog


Daha önce 2006 başında açıp, 2007 yazında ÖSS sebebiyle kapattığım dönemi de sayarsak 3 senelik geçmişi olan, kendi halinde bir blog Çağlar Yıldız's. Amacı sadece, okuyucularına hoş birkaç şey okutmak, güzel kareler göstermek, ilginç şeyler paylaşmak. Düsturu farklı olmak. Her blog gibi olmamak, özgün olmak, kafasına göre olmak, hiç kimseyi, hiçbir şeyi takmamak, banner'ında da dediği gibi kişisel emellere alet olmak.. Bunca yıldır var olduğuna göre de okunuyor, seviliyor belli ki. Sadece bazı şeyleri netliğe kavuşturmak amacıyla yazıyorum bunu. Okuyucularım da yorumlarıyla, hit'lerdeki şişkinlikle benim postları havaya üflemediğimi hissettiriyorlar, umarım hissettirmeye de devam ederler. Tabii provoke amaçlı yorumlar da bolca geliyor her blogda olması gerektiği gibi. Bazıları yayınlanmayacak kadar iğrenç, bazılarıysa yayınlanacak derecede küstah olabiliyor. Sadece provokasyon amaçlı bile olsa, onların bile yazdıkları mesajların içlerini, ne anlama geldiklerini incelemeye özen gösteriyorum.

Koyduğum hatun resimlerinden ziyadesiyle rahatsız olanlar var. Çok fazla ve bazen abartılı resim koyduğumu düşünenler var. Bunu yorumlara provoke şeklinde yazanlar da, mail olarak düzgün ve eleştrisel bir dille yazanlar da oldu..

Neyse, sonuca geleyim.. Daha önce de dediğim gibi, seksüel korkaklık bu ülkede bir yara. Ve ben bu konuda aşırı tepkiliyim. Milletin bloglarda haber girerken bile "aman resim fazla açık seçik olmasın" diye geri adım atışına inat, cesurca sergilerim zevkime uygun olan şeyleri. Ve kim ne derse desin, sergilemeye devam edeceğim. Biri de 2 tane birkaç paragraflık yazı yazıp resim koyduğumu, "2-3 yazı - 1 resim" düzeni şeklinde blogu götürdüğümü ve esas amacımın bu olduğunu söylemiş. Benim abaza bir sapık olduğumu düşünen de yok değil. Evet, öyleyim belki de. Peki ne değişir? Beni takip eden adam, öyle olduğumu öğrenince takip etmeyi bırakacak mı? Ya da "çocuklar" mı izliyor blogumu, etkilenirler mi? Çocuğunuza okutmayın o zaman. Yahu ne kadar kompleksli bir topluluğuz biz? Evet, amacım bu, sana ne yahu.. Nedir yani, kime ne ıspat ediyorum burada? Amacım o olsa ne olur, başka bir şey olsa ne olur. Benim böyle bir kaygım yok ki. Gün gelir, yazacak bir şey bulamam, 1-2 hafta boyunca üst üste 15-20 tane resim koyarım, yazısız. Gün gelir, resim denk gelmez, sadece yazı yazarım uzun süre.. Beni takip edenlerin bir çoğu da benim umarsız, sağı solu takmayan, düşündüğümü çat diye söyleyen bir blogger oluşumdan takip ediyor. Nitekim koyduğum resimlerde de öyle "off karıya bak" resimlerinden çok, kalite ve özgünlük kriterim vardır. Blogun çizgisi budur, bu farklı ve kaliteli resimler bu oluşumun bir parçasıdır. Takipçilerin de çoğu bunun farkındadır. Radikal, özel ve kaliteli resimler paylaşırım. Paylaşmaya da devam edeceğim.

Hevesli gençlere sesleniyorum! Durmak yok. Provokasyona devam!

23 Temmuz 2010 Cuma

Kısa bir mola


Şekerlerim haftasonunu bir sahil kıyısında geçirmeyi düşünüyorum. Karaburun'a gidiyorum. Tatil için öyle Çeşme, Bodrum, Antalya, Fethiye gibi cümbüş olan yerleri sevmem, daha sakin ve az insanın olduğu, doğayla baş başa olacağım yerler tercih ederim. Dikili, Ayvalık, Karaburun gibi.. Bütün yaz stajda olacağım için anca böyle minik haftasonu kaçamaklarıyla tatil yapabileceğim malesef. Olsun buna da şükür. Temmuz bitiyor, daha ilk kez ayağım suya değecek valla bu sene.

Sabah erkenden yola çıkıyorum, Pazartesi'ye kadar blog'umu da alıp gidiyorum. Aman götünüze sahip çıkın, önemli bir uzuv nitekim.

6 Temmuz 2010 Salı

Blogspot'ta yorum sorunu

Şu sıralar yorum problemi yaşanıyor. Yorum geliyor, denetleme için onayı veriyorum ama yorumlar gözükmüyor. Dünden beri 10 tane falan yorum bu şekilde heba oldu, şu an o yorumlar kaybolmuş görünüyor. Aceto'ya, Dutchman'e falan da baktım dünden beri hiç yorum gelmemiş gibi görünüyor, yani sorun muhtemelen genel. Sorun çözülünce onay verilen yorumlar geri gelir mi bilemiyorum tabii.

Düzeltme: Sorun 1 gün sonra çözüldü sanırım.

4 Temmuz 2010 Pazar

Bloga nasıl döndüm? + Twitter Bonus


Twitter bonus dedik de işin esası Twitter oldu aslında. Blogu bıraktığımdan beri yorumlara pek bakmıyordum doğal olarak. En son 4-5 ay önce baktıydım, ondan beri ilk kez geçen hafta bakayım dedim. Bir de gördüm ki bir çok farklı eski post'a yorum gelmiş "bloga dön" diye. Ben de bloga dönmeyi gerçekten istiyordum aslında ama blog işi yorucu iş. Bari dedim Twitter'a bi el atalım. Ki, burada da bahsetmişim zamanında, sevmediğim bir olaydı Twitter. Ama gel gör ki, madem bu tarz bir paylaşım ortamına dönmek istiyorum, bari Twitter'da alayım soluğu deyip açtım hesabı. Nitekim 50 küsür tweet attıktan sonra acilen sıkıldım ve daha 1 hafta dolmadan kapattım hesabı. Sonra oturuyorum, canım sıkılıyor. Dedim bari yapalım bir sürpriz, dönelim bloga. Nitekim buradayız. Dönmemin en büyük sorumlusu Kaan Özaydın'dır, bu arada, belirtmeden edemedim. Yeni banner'ına da bayıldım baba. CashBack. En sevdiğim.

Ha gelelim Twitter Bonus olayına.. İlla Twitter takip ediyorsanız ya da etmiyorsanız bile, güzel, eğlenceli bir şeyler arıyorsanız twitter.com/andrei_47 adresini ekleyin Yer İmleri sekmenize. Kendisine de belirttim, burada da bahsedeyim. Herif resmen Zaytung'un mobil şubesi. Hayran bıraktı beni kendisine. Sayfayı açın, geriye doğru gidip okuyun. Yüzlerce tweet var, hepsi birbirinden güzel.

Neyse kafayı toparlayıp, bir şeyler yazmaya başlarım yavaştan...

Ulan, dayanamadım...


Valla yaz da geldi, sıcaktan bunanılan zamanlar karşımızda. Ben de cinnete geldim, dayanamayıp geri döndüm. Takipçilerimin hiçbiri bloga bakmıyorlardır muhtemelen ama, yavaş yavaş gelirler onlar da. Sağa sola, Facebook'a, MSN'e de haber veririz. Yaparız bir şeyler be hacı...

Gerçi ne yazarım, ne yaparım henüz düşünmedim. Dünya Kupası falan tamam da, onu herkes yazıyor hacı, Wimbledon da bitti, sporun tadı kalmadı. Bi basketbol kaldı Dünya Kupası, hazır Türkiye'de yapılıyor gerçi ama NBA piyasasından dolayı esas oğlanların hiçbiri gelmiyor. Neyse Kobe gelmesin, dinlensin paşa. Gasol de yok. Güzel güzel...

Bu arada Recep İvedik 3'ü beğendim. Hiç laf etmeyin. Heh heh...

8 Aralık 2009 Salı

Kapattık arkadaşım!

Blogu kapatıyorum arkadaşlar. Ara falan değil bu kez. Harbiden sıkıldım. Üzerimde bir yük gibi oldu. Her gün bir şeyler yazma zorunluluğu hissetmeye başladım, iş/okul gibi bir şey oldu, bir sorumluluk oldu. "İnsanlar her gün yeni bir şeyler görmek için giriyorlar" bilinciyle, sürekli güncel tutmaya çalışmaktan da bıktım. Blogun yeri benim için cidden çok özeldi ama duygusal bi konuşma da yapmak istemiyorum. Hadi eyvallah.

20 Kasım 2009 Cuma

Vizeler biterken, ortaya karışık...


Bugün son vizeye girip, bitiriyorum. Hepsi iyiydi sayılır, yine ders bırakmayacam büyük ihtimal. Gerçi vize-final arası çok kısa olacak gibi bayramdan dolayı, bakalım. Özledim bloga bir şeyler yazmayı. Gel gör ki, şimdi de yazacak şey bulamıyorum. Arada ufak tefek olaylar olmuştu halbuki. Genelde sevilen resim-videoları her gün de koyarım ama insanlar yazı da ister dii mi?


Bol ölümlü, belalı bir hafta yaşadık. Enke öldü, De Nigris öldü, rahmet diliyorum ikisine de, nötr olduğum adamlardı ama üzücü tabii. İnsan sporcu ölümlerine daha bir üzülüyor, dün herifleri ter içinde, ekmek paraları için deli gibi koşarken, aynı zamanda yaptıkları işten zevk alırken izliyorsunuz, ertesi gün ölüyorlar.


Onun dışında Arda da domuz gribi olmuş. Büyütenler oldu, malum "ölür mü acaba?" saçmalıkları oldu. Ama domuz gribi öyle bir hastalık değil ki yahu. Normal, sağlıklı bir insan bile domuz gribi olunca ölmez kolay kolay. Bu grip, vücudu bazı noktalardan zayıf olanları öldürüyor genellikle. Yoksa etki olarak normal gripten tek farkı çabuk bulaşması ve zayıf noktaları bulunan vücutları istila etmesi. Hele Arda gibi, zinde ve sürekli kontrol altında olan bir adama hiç birşey olmaz. Korkmayın ve umutlanmayın.


Haa, bir de GS Cafe Crown skandalı yaşandı ki onu hiç sormayın. Cemal Nalga, teknik ekip, hareket çeken kadın, Adnan Polat.. Herkes bir acayip. Ne saçma muhabbet yahu. Sanki Kobe Bryant anasını satayım, madem cezalı, ne oynatırsınız allahın Cemal'ini yahu? Hayret bir şey. Bir sürü adam işinden oldu, Cemal belki de basketbol oynayamayacak bir daha, yaşanan rezalet de cabası.. Vesaire...


Bu arada cevabını doğru düzgün bilene rastlamadım, bilenler de emin değil. Burada bilen varsa sorayım: Trafik polisinin dur ikazına uymayıp devam etmek sonucunda polisin plakayı almasıyla, plakaya yazdığı ceza ne kadar olur? Ya da plakaya ceza yazmak yerine, aracı takip falan mı ettirir, ilerde yolunu mu kestirir? Bir de, ehliyet direksiyon sınavı yeni kazanıldı, belgeler hazır ama henüz ehliyet çıkarılmamış. O halde polise yakalanıldığında ceza ne olur? Klasik "ehliyetsiz trafiğe çıkma cezası 650 TL + araç sahibine 700 TL" cezası mı? Yoksa ehliyeti yanında bulundurmama cezası mı? Ki öyleyse, o ceza ne kadardır?

2 Kasım 2009 Pazartesi

1000 km bakımı


Vay be, yeni fark ediyorum. 1000 post'a ulaşmış bile blog. Ulan 2008 Temmuz'unda şaka maka, öylesine yazmaya başladığım blogta şu anda bu postu okuyan sen sayesinde buralara ulaşmışım. Ne mutlu. Beni izlemeye devam edin, yorumlarınızı, iyi-kötü bir şekilde dileklerinizi dile getirmekten çekinmeyin.

Hazır 1000 posta ulaşmışken, bu vesileyle ufak bir molaya da ihtiyacım var. Vizeler de geliyor haftaya, 1-2 hafta civarı tatil ediyorum blogu. Bu arada birkaç resim, video koyabilirim. Kendinize mukayet olun, haydi...

9 Ekim 2009 Cuma

Özür...


Şu sıralar pek bir şey yazamadım, farkındayım, hep resim koyup kaçtım. Yeni bir notebook aldım da onunla uğraşıyorum, Windows 7 indirip, kurup, driverları falan halletmekle meşgulüm. Win7 tamamen kullanılabilir hale geldi diyorlar, deneyelim bakalım. Neyse. Birkaç gün daha sürebilir. Ama unutmam, hal hatır sorar, böyle hanımefendileri koyar, çıkarım.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Logo


Sağda duran yeni logonun büyük halini merak edip, istekte bulunanlar oldu. Muhteşem bir resim, değil mi? Ben bunu uzuuun bir süre değiştirmem. Buyrun efendim, resmin üstüne tıklayıp eşşek kadar halini de görebilirsiniz. Artık olay budur, logom budur. Şimdi dağılabilirsiniz.

LANET OLSUN!

Blogger/Blogspot kesintisiz erişim için:

DNS ayarlarınızı şu şekilde ayarlayın:
193.140.100.210
193.140.100.215


(DNS ayarı nasıl yapılır?)


Bu rezilliğe lanet olsun. Böyle ülkeye lanet olsun. Üçkağıtçılarla, sözünü tutamayan, yaptığı işi tam yapamayanlarla dolu kuruluşlara lanet olsun. TT Net'e lanet olsun!! Türk Telekom'a lanet olsun. Ulan yeter be yeter. Nasıl bir internet kullanıyoruz? Nasıl bir internet sağlayıcısısınız siz? Allah bin belanızı versin şerefsiz herifler. Ulan neredeyse 5 gündür doğru düzgün blogger'a, blogspot'a erişemiyoruz zaten. Bu da yetmezmiş gibi, internet günlerdir rampa tırmanıyormuş gibi, yavaş. Yavaşoğluyavaş. Sorun bir tek bende sanıp araştırdım, yok neredeyse herkeste öyle. Bu laf sıktı artık ama, hem dünyanın en pahalı internetini kullan, hem de bu rezilliği çek. Harbiden öyle..

Hadi bir problem oldu diyelim, ulan bari şu her zaman yaptığınız sikindirik açıklamalardan birini yapın "şu kablo koptu, bu kabloyu tamir ediyoruz" diye de en azından bilelim, bir boklar olmuş, düzelecek diyelim.

Siktirin gidin ya... Siktirin.
* * *

Blogger/Blogspot kesintisiz erişim için:

DNS ayarlarınızı şu şekilde ayarlayın:
193.140.100.210
193.140.100.215

(DNS ayarı nasıl yapılır?)

17 Eylül 2009 Perşembe

Ben buradayım da, TTNet değil

Birkaç gündür yazı eklemememin sebebi, yine TT Net'in bilmem ne sorunundan doğan, ulaşılamama sorunu. Yoksa ben buralardayım. Ben giriyorum, girebilen de çok fazla. Ama giremeyen de bir sürü kişi olduğu için, yazı eklemiyorum, bir çoğu okunamayacak, güncelliğini yitirecek diye.

Nasıl girebilirim?!!

Özel bir şey yapmanıza gerek yok. Yasaklı sitelere girebilmek için değiştirdiğiniz DNS numaralarını kaldırıp, DNS'i otomatiğe alınca rahatlıkla girilebiliyor.

Artık yeni yazı girmeye devam ediyorum, bu akşamki GS maçından itibaren...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Gencolar!


Batug'un Genç Subayları'ndan esinlenen Lakerslı gençler de kendi kalelerini kurmuşlar sonunda. LA Gencoları, huzurlanımıza çıkmış. Güzel görünüyor, en azından her gün takip edecek yeni bir blog daha oluşmuş oldu.

http://lagencolari.blogspot.com

25 Temmuz 2009 Cumartesi

İnternetsiz geçen günlerin zulmü


Ulan online yaşama alışmış insan internet olmayınca bir tuhaf. 3 gündür internetten uzak kaldım, metabolizmam değişti. Tuvalete çıkma saatlerim değişti. Deniz, kum takıldık tabii ama ne kadar eğlenirsem eğleneyim, ön sevişmeye Vanessa Ferlito'nun lap dance'iyle başlayıp, 3 bakireyle hardcore grup çalışmasına da girsem, yine de bu internet olmayınca ı-ıh. Özellikle benim gibi ilgilenmesi gereken 1-2 sitesi bulunanlar için daha da belirgin. İnsan merak ediyor.. Forumlarda neler yazıldı, blogtaki yorumları inceleyemedim, yorumlar onaylanmadı vs.. Bir de Deco gelmiş deyip durdular, merak ettim anasını satayım, yokmuş öyle bir şey.

Ayrıca internetten birkaç gün uzak kalınca en sevmediğim şey, her gün okuduğum forumlara, bloglara girip onlarca yeni mesajlar yazılmış olduğunu görmek. İnsan hangi birini okuyacağını, cevap vereceğini şaşırıyor. Normalde her gün girerken "inşallah bir sürü şey yazılmıştır" diye girdiğim bloglar, forumlara girerken tam tersi dua ediyorum.. Öyle işte.

Neyse, evim evim, güzel internetim.

2 Haziran 2009 Salı

Final Molası


Finaller nedeniyle kısa bir ara. Hayır NBA değil, üniversite finalleri.

Bizi izlemeye devam edin...