17 Temmuz 2008 Perşembe

Quentin Tarantino's


Şahsen ne kadar büyük bir Tarantino hayranı olduğumu önceki yazılarımda açıklamıştım. Birkaç gün önceki Tarantino ve Müzik adlı yazımda da Quentin Tarantino ile ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağımı söylemiştim. Efendim, söz verdiğimiz gibi huzurlarınızdayım...

Tarantino'yu, Tarantino ile ilgili şeyleri anlatmaya nereden başlarım bilemiyorum. Yönetmen olarak mı, prodüktör olarak mı, yoksa kişisel olarak mı anlatmaya başlasam... Kendisinin şimdiye kadarki yapımlarını, oynadığı, yönettiği filmleri tek tek buraya yazacak değilim, tüm bunlara şuradan da bakabilirsiniz. 63 doğumlu olan bu adam hem filmleriyle, hem de yaşam tarzıyla sinema tarihinin belki geçmiş en iyileri arasında gösterilmiyor henüz ama, en ilginç yönetmenlerinden biri olduğu kesin. Deli mi, yoksa dahi mi olduğu büyük kesim tarafından hala anlaşılamamıştır. Hem mesleğinde, hem de kişiliğinde.. "Kişiliğini nereden biliyorsun be adam?" demeyin, cevabını alacaksınız okudukça.

Çocukken mahallenin sinemasında oynatılan "dandik" filmlere gidip hatalarını testip ettiğini ve sürekli kafasında senaryoları değiştirdiğini söylüyor. Hatta bununla ilgili olarak "sinema eğitimi aldınız mı?" sorusuna "hayır, ama bolca kalitesiz film izledim" diye cevap veriyor.. Ayrıca yine çocukluk döneminde bir video kasetçi dükkanında çalışmış uzunca bir süre.

Filmlerinde uzun, bolca argo/küfür içeren diyaloglarıyla ve bol kanlı şiddet sahneleriyle bilinir esasen. Filmlerinde bol bol etrafa saçılan ve oluk oluk akan kan sahneleri bulunur. Yalnız bu durum genelde "Testere Gençliği" tarzı değil, günlük hayatın içine sıçramış, olağan şiddetin anlatımıdır. Bolca seksüel sahne de filmlerinde görünen özelliklerdendir. Ayrıca kendisi büyük bir ayak fetişistidir ve bu fantezisini filmlerine yansıtır. Tuhaf da bir öykü anlatış tarzı vardır. Bu tarzıyla, bilinen Amerikan klişelerine de yeni bir yol çizmiştir. Ağzı müthiş laf yapan, gerçekten zeki bir hipster olarak bilinir.

Zenci (nigger) sözcüğünü bolca kullanmasından dolayı da eleştrilere mağruz kalmıştır. Yalnız hiçbir eleştriyi kıçına takmayan yapısı ile de büyük bir üne sahiptir. O'nun için 'nigger' sadece bir sözcük, kan sadece bir renktir. Ayrıca başka filmleri ve TV dizilerini alaya alma amaçlı olarak onların bazı diyalog sahnelerini ve müziklerini de filmlerine katarak ayrı bir eleştriye ilham vermiştir. Bu konuda da açıksözlüdür ve alenen bunları yaptığını söyler. Genelde yaptığı alıntıların, orijinallerinden daha popüler olduğunu da hatırlatmaktan geri kalmaz.


Herhangi bir filmindeki olaylar, örgüler, karakterler ve objeler bir sonraki alakasız bir filminde de -bazen esprili bir dille- hatırlatılabilir kendisi tarafından. Örnek vermek gerekirse, mesela; Reservoir Dogs filminde kulak kesme sahnesine kullanılan ustura, Kill Bill 2'de The Bride'ın kovboy çizmesinde görülmektedir. Gibi...

Kendisi ve kendi yapımları hakkında dalgacı, ilginç konuşmalar ve kelime oyunları yapmaya da bayılır ayrıca. Örneğin Kill Bill filmi için şöyle bir ifade kullanmıştır: "Ben izleyici olsam ve Bill ölmeseydi sinema görevlisinden paramı geri isterdim."

İlginç özellikleri ve takıntıları:

  • Filmlerindeki karakterler Chevrolet, Cadillac ve Dodge olmak üzere genelde GM (General Motors) araçları kullanırlar.
  • Filmlerindeki müziklere büyük özen gösterir.. Hatta önce müzik seçip, senaryoları ona göre yazdığını (oha dediğinizi duyar gibiyim) açıklamıştı. Kendisinin devasa bir plak koleksiyonunun bulunduğu da bilinmekte.
  • Her filminde azalarak tamamen kesilen ve sonra tekrar duyulmaya başlayan bir müzik sahnesi bulunur. (En yeni örnek olarak, Death Proof'u izleyenler bunu fark etmişlerdir.)
  • Filmlerinde özellikle diyalogları uzun tutar, bolca küfürlü/argo konuşmalar içerir ve karakterler diyalogların içinde, başlarına gelmiş olan ama filmin akışıyla pek alakası olmayan şeyler anlatırlar.
  • Filmlerinin neredeyse hepsi Los Angeles'ta geçer.
  • Yukarıda da söylediğim gibi; Dolaylı da olsa önceki filmleri ile sıklıkla bağlantılar kurar.
  • Ünlü komedyenlere küçük roller verir. (Örnek: Steven Wright, Kathy Griffin, Julia Sweeney, Chris Tucker, Phil LaMarr.)
  • Karakterler elleriyle bir şeyler yaparken çok yakın çekimle yapılan kesitler kullanır. (Yine en yakın örnek; Death Proof'ta psikopat adam rolündeki Kurt Russell'ın bardaki ilginç yemek yeme sahnesi.)
  • Her filminde ana karakterlerin takma isimleri bulunur. (Yine en son örnek; Death Proof'ta Kurt Rusell'ın Stuntman, yani Dublör lakabı.)
  • Her filminde özellikle ufak bir rolde oynar. (Yine Death Proof'ta barmen rolündeydi)
  • Her filminde çalan müziğe eşlik eden bir karakter kullanır.
  • Fimlerindeki karakterler bolca sigara, puro, esrar gibi maddeler kullanır.Filmlerinde kesinlikle gerçekte bulunan bir ürün bulunmaz, reklam olmaması için. Bu nedenle tüm filmlerinde kendi kafasından hayali markalar yaratıp, filmlerinde onları kullanır.
  • Kendisi alenen bir ayak fetişistidir (bkz: Kanıt). Genelde filmlerinde kadın ayaklar ve bacaklarının olduğu sahneler kullanır. (bkz: Alt resim)
  • Bazı tuhaf/anlamsız takıntıları bulunmaktadır. Örneğin; Pulp Fiction filmi boyunca görünen tüm sahnelerdeki saatlerin tamamı 4:20'yi göstermektedir.


İşte Tarantino böyle ilginç bir adam. Ama henüz kendisinin herhangi bir filmini izlememişseniz, mutlaka birinden başlayın. İsterseniz en son filmi Death Proof'u deneyebilirsiniz ilk olarak. Beğenmeyecek de olsanız bu tadı bir alın. Lezzetli gelmezse bir daha izlemezsiniz. Şahsen Tarantino'nun elinin değdiği tüm filmleri izledim ve çıkacak tüm filmlerinin de stabil takipçisiyim.

Ayrıca ilerde bir erotik film çekmesi bekleniyormuş. Bununla ilgili de şöyle konuşuyor kendisi: "Eğer erotik bir film çekersem, seksin benim için ne olduğunu, bana ne hissettirdiğini göstereceğim izleyenlere. Eğer filmin içine 'seks' katıyorsanız bunun biraz da komik olması gerekiyor bence. Çünkü sinema da böyle bir şey." (Merakla bekliyoruz...)

QT budur. Hayranları için filminin her bir sahnesini, her bir ayrıntısını izlemek zevktir. O benzersiz öykü anlatış tarzı adamı bir hoş eder. Tarantino öyle detaycı bir adamdır ki, herhangi bir filmini ilk izleyişte tüm ayrıntıları çözmek mümkün değildir. Her izleyişinizde farklı birşeyler çıkarırsınız. Benim sadece 1 kez izlediğim bir Tarantino filmi yok şahsen.

Bu kadar gibi gözüküyor.. Anlatmam gereken ama unuttuğum şeyler vardır belki, hatırladıkça yazıya ekleyebilirim ilerde.

PS: Kendisinin Türkiye'yi ilgilendiren bir durumu da şöyle oluyor.. Oyuncu Didem Erol, Quentin Tarantino ile uzun süreli tanışıklığı olan birisi. Hatta çok samimi olduklarını, kendisinin yazdığı bir köşe yazısından da biliyorum. Kendisiyle duygusal ve seksüel anlamda yakınlaşmalar olduğunu da yine Didem Erol kendisi ifade etmişti. Beraber çekildikleri fotoğraflar da bulunmakta...

7 yorum:

Adsız dedi ki...

söyleyecek birşey bırakmamışsın. eline sağlık demekten başka birşey gelmez elden :)

Adsız dedi ki...

filmlerinin soundtracklerini nerden bulabiliriz?

Çağlar dedi ki...

@Sergei Sörensen,

http://www.tarantino.info/forum/ Burada belki bulursun ayrıca ismini veremeyeceğim mp3 forum sitelerinde de bulunmakta.

CaRtMaNtR dedi ki...

Çağlar üşenmeyip güzel bir yazı hazırlamışsın, müsadenle bende bir iki ufak eklenti yapayım.

Pek bahsetmemişsin ama QT'nin Robert Rodriguez ile olan yakın dostluğu nedeniyle Grindhouse kadar uzanan pek çok ortak (Hatta Sin City'de Jack Raferty'nin cesedi ile Dwight'ın arabadaki diyaolog sahnesinde Tarantino misafir yönetmenlik yaptı) çalışmaları oldu.

Bu nedenle filmlerinde pek çok ortak nokta bulunabilir. Buna en iyi örnek şerif Earl McGraw'dur. Hatta herkesi Earl McGraw'un bulunduğu QT ve RR filmlerini saymaya davet ediyorum. From Dusk The Till Dawn'a kadar uzar o yol sanırım.

Birde Tarantino'nun son zamanlarda pek çok filmi Austin Texas'ta geçmeye başladı. Unutmadan yine hemen tüm filmlerimden adını hatırlayamadığım bir restaurantta bir sahne oluyordu.

Çağlar dedi ki...

Abi o kadar çok ilginç özellikleri var ki açıkçası birçoğunu unutmuş olabilirim. Ama Rodriguez ile olan dostluğundan bahsetmem gerekiyordu haklısın. Unuttuğumdan değil de yazma gereği duymamıştım nedense.

Eklentiler için eyvallah.

CaRtMaNtR dedi ki...

Artık daha sonrada bir tane RR yazısı patlatırsın. Şöyle El Mariachili, Sin Cityli, Planet Terrorlü :D

Çağlar dedi ki...

Yok abi onu yapamam eheheheh. Zaten Tarantino dışında hiçbir yönetmen hakkında böyle bir yazı yazmaya kalkışamam. Oyuncu olarak da belki Adam Sandler ve Jack Nicholson. O kadar.